10 Temmuz 2015 Cuma

GARNEVERDİ CEMİYETİ

GARNEVERDİ CEMİYETİ

Başlığı farsça attım, İran'lı dostlarımıza atfen. Garneverdi, farsça mağaracı demek. Kuhneverdi ise dağcı demekmiş, bizde son gezimizde öğrenmiş olduk. İran'daki sohbet ve eğitim esnasında öğrendiğimiz bilgileri sizinle paylaşıp, Türkiye ile kıyas yaparak, en iyileri kim, nasıl yapıyor, nasıl kendimiz bu iyi yapılan becerileri/tecrübeleri alabiliriz, onu sorgulamamız gerektiğine inanıyorum. İnsan kendi yaptıklarını birileriyle kıyaslamazsa, ne derece iyi ya da kötü yapıyor, kendi seviyesini belirlemekte zorlanırsa, gelişim yavaşlar veya durur.

Örgütlenme

İran'da yaklaşık 1320 kişi temel mağaracılık eğitimi almış. Bunların büyük çoğunluğu belki de hepsinin başka doğa sporlarına ilgileri var ve yapıyorlar. Öncelikle tabii ki dağcılık, trekking, buz tırmanışı, kanyon geçişi ve kaya tırmanmayı sayabiliriz.

Birçoğunda altyapı olarak doğa sporu, kanımca biraz kültürden birazda baskı rejiminin yarattığı bir özgürlük sibopu olarak görmekteyim. Kirmanşah'ta Gar Parau Mağarasının olduğu bölgeye, Kürt gençlerin tütün ve içki içmek için 1400 m'den 3.000 m'ye tırmanmasına başka bir cevap getiremiyorum.

1320 mağaracıdan yaklaşık 170 kişi ileri düzeyde (2. ve 3. düzey, bizim terminolojide) mağaracılık yapıyor. 112 kişi de sertifikalı eğitmen (İp ve Kurtarma eğitmenleri toplamı). İran'da mağaracılar Dağcılık Federasyonunun bir alt birimi olarak organize olmuşlar. Federasyona bağlı birçok dernek var. Ben şimdiye kadar sadece mağaracılık yapan dernek görmedim. Sormadım ama tahminen bunlar öncelikli dağcılık dernekleri olup bir şekilde zamanla mağaracılığı faaliyetlerine eklemişler. Dolayısıyla Türkiye'de şiddetle reddedilen Dağcılık Federasyonuna bağlanma fikri burada doğal yoldan olmuş diyebilirim. Tabii doğal olarak federasyona bağlı olmayan derneklerde var, bağımsız.

Federasyon, İslami cumhuriyet olduğu için, genelde etkinliklerde sadece erkekleri destekliyor. Mağaracılıkta kadınların çok fazla aktif olmasını, beraberce mağaraya girmelerini istemiyorlar ama buna rağmen şaşırtıcı derecede kadın mağaracı var.  İki ülkede de kadınların mağaracılığa olan ilgisi hemen hemen aynı derecede.

Onlarda da federasyonun çok büyük katkıları veya bütçeleri yok ama en azından aktif olarak çalışıyorlar. Mağaracılık bölümünde birçok bölüm var. Sunumdan hatırlayabildiğim kadarıyla, Kurtarma, Etkinlikler, Koruma, Eğitim ve Mağarabilim ana çalışma başlıkları. Mağarabilimin altında jeoloji, arkeoloji v.b. ilintili diğer bilim dalları var. Bu organizasyon şemasında yaklaşık 11-12 kişi aktif olarak çalışıyor.

Dernekler

Yakından tanıdığımız iki dernek ile ilgili, yapıları hakkında yetkili insanlara sorular sordum. Aldığım cevaplar ilginçti. Birinci dernek Kahar Dağcılık ve Mağaracılık Derneği, Kajar, ikincisi ise Nakşi Cihan Derneği, İsfahan'dı. 

Kahar derneğinin başkanı 27 yıldır aynı başkan!. Sanırım kendisi daha çok dağcılıkla ilgileniyor ve dernek lokalinin bulunduğu binadan 2 müşterisinden kira parası alıyor, yani zengin sayılır ve lokal odası kendisinin, derneğe ve üyelerine bedava vermiş. 2 defa dernekte bulundum, ikisinde de mağaracılıkla ilgilenen kimseye karıştığını görmedim. Sadece en son federasyon toplantısında çıktı bir konuşma yaptı o kadar. Birbirlerine karıştığını en azından görmedim mesela, 2 üye biri ney çalıyordu, diğeri dinliyordu sonra dernek başkanı da eline aldı bir vurmalı çalgı o da eşlik etti. Hüseyin'e sorduğumda üyelik aidatı var mı dedim bana yok dedi. 

Diğer dernek, Nakş-i Cihan'da ise aidat var ama giriş parası yok onun yerine ilginç bir sistem var. Verilen her eğitim üyelere paralı. Eğitmen üyeyse, eğittiği için para vermiyor ama eğitmen dışarıdansa, ek eğitmene de para veriliyor. Her eğitimin bedeli 50 Tümen (50.000 riyal). Bu da yaklaşık 4 TL, 60 kuruş yani kısaca 5 TL diyebiliriz. Bu derneğin başında da yıllardır dağcılık, mağaracılıkta tecrübesi olan ve yaklaşık 60 yaşına merdiven dayamış Mansur bey vardı. İsfahan'da sağolsun bizi son akşam evine yemeğe davet etmişti. Yine bu derneğin lokali üye olan bir işadamının ofisine ait bir yerdi.

Sponsorluk ve Ödüllendirme

Yine gözüme çarpan bir şey, sponsorluk ve bir şekilde katkıda bulunanları ödüllendirmek. Maddi anlamda iyi olan ve doğa sporları ile ilgili herkes bir şekilde mağaracılara yardım ediyor. Mesela Asgar abi. Varlıklı birisi ve her türlü doğasporunu yapıyor, hemen hemen her yıl Himalayalara gidiyor, ilk Çukurpınar gezisine katılan 15 iranlı mağaracı dostlarımıza madden yardım ettiğini şahsen biliyorum. Gene, son kurtarma eğitiminde, toplantının yapıldığı salonu, o parkın içindeki yetkili bir adam sponsor olup bedava vermiş, bizi alan mercedes otobüs ve tercüman yine birileri tarafından sponsor olunmuş, federasyona yük olmamış. Bundan dolayı ve yine sanırım genel kültürün bir parçası olarak, maddi manevi yardım eden herkesi, ufak bir sertifikayla bile olsun ödüllendiriyorlar. Çukurpınar'dan sonra dönüşte havalimanında, kalabalık bir karşılama heyeti ile karşılıyorlar, çiçekler veriliyor, fotoğraflar çekiliyor v.b. aktiviteler yapılıyor. Dolayısıyla hemen hemen her dernek lokalinde bir çok plaket, sertifika görmek çok doğal. Aslında ödüllendirme ve teşvik etmek çok güzel bir şey.
Kahar Derneği Lokali
Ben, bizim dernekten insanların kalabalık bir şekilde mesela Morca faaliyetinden sonra bizi karşılamaya gelişlerini veya kutlamalarını hayal bile edemiyorum. Bu maalesef sadece bizim dernek özelinde değil genel kültürümüzde çok az bulunan bir davranış türü. Sanırım toplum olarak bize dayatılan batılı bireysellik ile geleneksellik arasında daha bireyselliğe doğru kaydık. Bazı adet ve geleneklerimizi unutuyoruz ve şehirleşmenin getirdiği çekirdek aile yalnızlığı ve bireysellik ön plana çıkıyor. Komşuluk ilişkileri asgariye indi. Böyle de olunca başarılı bir etkinlikten dönmüş dernek üyelerini karşılamak veya bir ödüllendirme yapmak bile aklımızın ucundan geçmiyor.

Hüseyin organizasyondaki katkılarından dolayı, sertifikasını alırken..
Sonuç olarak, 2012 yılında tanıştığımız İran'lı mağaracı arkadaşlarımızın hızla mağaracılık alanında tecrübelendiğini, birçok ülkeyle sıkı bir işbirliği içinde olduğunu görüyoruz. Hem İran açısından hem de dünya'da ses getirecek bir çok keşife imza atmaya başladılar. Mesela: Nakş-i Cihan derneği dünya'da sıralamaya giren en büyük salonlardan birini buldu çölde. Hem kültürümüzle hem de coğrafi yakınlığımızdan dolayı, İran'lı garneverdi dostlarımızla işbirliğini artırarak devam ettirmeliyiz. Daha çok alış-veriş yapabileceğimiz tecrübeler olacaktır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg