10 Mayıs 2009 Pazar

MAĞARALAR TURİZME NASIL KAZANDIRILMALIDIR?

TÜRKİYE TURİZM STRATEJİSİ 2023 VE MAĞARALAR III

 

MAĞARALAR TURİZME NASIL KAZANDIRILMALIDIR?

 

Bu soruyu herhangi bir mağaracıya sorarsanız, yaşanılan kötü tecrübelerden dolayı size hemen açılmasın diye bir tepki verir. Vermekte de haklıdır. Bizler mağaracılar olarak, yerin altında gördüğümüz güzellikleri, mağaraların “korunmaya muhtaç” ve “bozulduğunda geri döndürülemez” ortamlar ve güzellikler olduğunu kamuoyu’nun ve devlet’in ilgili birimlerinin farkına vardığı takdirde herkesle paylaşmak isteriz.

 

Bu yazıda tekrar hatırlatmakta fayda var. Bir mağaranın, illaki turizme kazandırılması isteniyorsa ilk yapılacak işlerin başında bilimsel araştırmalar gelmektedir.

 

Bunlardan mutlaka olması gerekenler; Jeolojik, jeomorfolojik, biyoçeşitlilik, iklim, fizibilite çalışmalarıdır.

 

Jeolojik çalışmanın amacı: Mağara’nın genellikle aktif veya fosil mağara olup olmadığı, aktif olarak içine veya içinden su çıkıyorsa, turizme açılmasında mahsur olup olmaması gibi çeşitli jeolojik faktörlere bakılır.

 

Jeomorfolojik çalışmanın amacı:

 

Biyo-çeşitlilik: Mağaralar, hem dışarıdan gelen hem de sadece mağara da yaşayan canlıları içinde barındıran ortamlardır ve genellikle endemik türleri içlerinde barındırırlar. Turizme açılacak bir mağaranın, biyo-çeşitliliğinin az olmasında fayda vardır. Bir kere yaşam ortamları bozuldu mu, birçok yeni canlı türünü keşfedemeden ve farkında olmadan yok edebiliriz.

 

İklim: Mağaranın atmosferi yine en önemli yaşamsal faktörlerden biridir. Mağaranın atmosferini bozacak bir çalışma, hem canlıların yaşamına ve hem de mağara oluşumları olumsuz etkilemesi olasıdır.

 

Fizibilite çalışması: Bir işletmeyi açmadan önce yapılan ekonomik getiri çalışmasıdır. Fizibilite çalışması, mağara açılmadan önce yapılmalıdır. Bir fizibilite yapılırken, ilgili mağarayı turizme kazandırmak için ne kadar yatırım gerektiği, alt ve üst yapı detayları, yerli veya yabancı turiste mi hitap ettiği, ulaşılabilirliği gibi çeşitli faktörleri göz önünde bulundurmak lazımdır. Sadece mağara’nın içinin güzelliği, turizme kazandırmak için yeterli kriter sayılamaz.

 

Açılacak mağaranın durumuna göre; Arkeolojik, antrepolojik ve çeşitli gaz çalışmalarıdır.

 

Bütün bu çalışmalar yapıldıktan sonra hala yapılan tetkikler mağaranın açılmasına elverişli bir zemin yaratıyorsa o zaman ikinci aşamada mağara amenajmanı gelmektedir. Bu makalede bu konuyu detaylı işleyeceğiz.

 

Amenajman

 

Mağara’da yapılan elektrik ve altyapı çalışmalarının tümüne amenajman denir. Yurtdışında ziyaret ettiğim turistik mağaralardan gördüğüm, amenajman asgari biçimde tutulmalıdır.

 

1.    MAĞARA AĞZI

 

Mağara ağzı özellikle iklimi bozmayacak şekilde olmalıdır. Uygulanan pratiklerden en makul olanı iki kapılı sistemdir. Yurtdışındaki örneklerde rehber (genelde mağaracıdır), grubu mağara ağzındaki kapıda ara bölmede toplar. Burada, mağaranın özelliklerinden ve tarihinden bahseder ve ondan sonra mağaranın ağzına monteli esas kapıdan girilir. Arabölüm ile mağara dışı ve içi atmosferi arasında bir tampon bölge vardır.

 

2.    İNSANLARIN YÜRÜYECEĞİ PATİKALAR

 

İnsanların yürüyeceği yer elveriyorsa, doğal bırakılmalıdır. Yani mağaranın kendi zemini olmasında büyük fayda vardır. Mağara ortamına sokulan her yabancı madde (beton, demir aksam v.b.) yıllar içinde ortama zarar vermektedir. İnsanların yürüyeceği yerler mutlaka belirlenmelidir ve bunun dışına çıkılması yasak olmalıdır. Yürüme parkuru, oluşumlara olabildiğince uzak olmalıdır. Özellikle insanlarımızın oluşumlara dokunup bir fatihe indirmeleri alışkanlık haline gelmiştir. Her dokunulduğunda insan elindeki yağlar oluşumlara sıvanmaya başlıyor bu da oluşumun zamanla giderek matlaşmasına ve yeşermesine sebebiyet veriyor. Bir şekilde oluşumlara yakın gitmek durumundaysa patika, oluşumları insanların ellemesinden, sürtünmesinden veya yanlışlıkla kırmalarından korumak için plastik şeffaf cam ile korunmaya alınmalıdır.

 

3.    IŞIKLANDIRMA

 

Işıklandırma, en göze batan problem alanlarından biridir. Öncelikle, bir mağara da, ışıklandırma olmamalıdır. Işıklandırma, insanların giyeceği kaskta olmalıdır. Mağarayı ziyarete gelen insanlar günlük hayatın sıkıcılığından kaçıp, değişik bir ziyaret anı yaşamak istemektedirler. Genelde sereserpe ışıklandırılmış mağaralar, tüketim toplumuna yönelik basmakalıp bir düzendir. Gelen insane hiçbir efor sarfetmeden, elini kolunu sallaya sallaya, kayıtsız bir biçimde televizyon izler gibi mağarayı dolaşmaktadır. Halbuki, mağarayı ziyaret eden kişinin kafasına takılacak kask, eline tutuşturulacak akülü/pilli kuvvetli ışık ile kendini ayrıcalıklı hissedecek ve karanlığın gizeminde bir mağaracı gibi güzelliklerin zevkine varacaktır. Edilgen değil etken olacaktır. Eh, bir de bu gibi ışıklandırma maliyeti, yatırımcı açısından daha makul olacaktır.

 

Yok illa ki, biz mağarayı aydınlatacağız diyorsanız; o zaman dikkat etmeniz gereken 3 unsur vardır.

 

v  Elektrik kabloları, mutlaka ve mutlaka gizlenmeli ve güvenli olmalıdır.

v  Işıklandırma, direk göz alacak şekilde değil, gizlenmiş olmasına ve soğuk ışık kaynağı kullanılmasına dikkat edilmelidir. Sıcak ışık kaynakları zamanla aydınlattıkları yerlerde yosun oluşumuna meydan vermektedir.

v  Işıklandırma, mutlaka ve mutlaka fasılalı olmalıdır. Rehber, mağaranın bir bölümünü gezdirirken sadece o bölümün ışığı yanmalıdır. O bölüm bittiğinde gideceği diğer bölümün ışığını yakmalı ve geride kalan bölümün ışığını söndürmelidir. Bu system hem tasarruf getirir hem de mağaranın olabildiğince doğal ortamını bozmaz. Mağaralar karanlık ortamlardır !!

 

4.    REHBER

 

Farkındaysanız, yazının başından beri, rehber deyip durmaktayım. Turizme açılmış bir mağaraya rehbersiz turist sokulmaz, sokulmaması lazım. Rehber’in yararları; Mağarayı ziyaret eden turistleri kontrol eden ve onların mağaraya zarar vermesinin önündeki en büyük engeldir. Rehber, para kazandığı mağarayı sonuna kadar korur. Rehber, adı üzerinde rehberdir. İnsanlar, başıboş “haydi gidin kendi başınıza gezin” mantığı ile mağaraya bırakılırsa, o mağaranın sadece oluşumlarına bakacaklardır ve diğer özelliklerinden “bihaber” kalacaktır. Yani, edilgen bir vaziyette, hiçbir bilgilendirme olmadan sadece televizyon seyreder gibi seyredip çıkacaklardır. Bilgilendirme olmayacak, mağara sadece tüketilecektir. Tüketilen metaalarda, kimse ben dahil koruma hissiyatına sahip olamaz çünkü tüketilecek bir malzemedir artık mağara.

 

5.    SOSYAL TESİSLER

 

Edindiğim tecrübelerden kısaca şunu söyleyebilirim. Mağaraya giriş parasından çok, mağara’nın çıkışında yemeğe ve hele hele hediyelik eşyaları güzel olan bir tesis varsa çok daha fazla parayı buralara harcıyoruz. Örnek olarak; Amerika’da özel işletilen bir mağara’ya ailecek ziyarete gittik. Mağara konglemera’da oluşmuş ve güzellik açısından bizim mağaralarla kıyaslandığında “0” kalacak bir mağara’ya adam başı 25 dolar ödedik. Mağara benim için tam bir hayal kırıklığıydı ama bayan rehberin binbir hikayesi ile biraz dayanılır hale geldi. Moralim hediyelik eşya bölümünde satılan mağara ve mağaracılıkla ilgili eşyalarla yerine geldi. Orada yaklaşık 75 dolar harcadım ve hiç gocunmadım o paraya. Kısacası, rehber ve sosyal tesisler, mağara turizmine katkı ekonomik katkı sağlayan unsurlardır, maliyet değildir.

 

 

 

Ender Usuloğlu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TURİZME AÇILMIŞ MAĞARALARDAN ÖRNEKLER

 

kapadokya-2006 127.jpg

 

Hırvatistan’da turizme açılmış bir mağara’nın kulübede grubumuzun belli bir sayıya ulaşmasını beklerken. Yaklaşık 25 dk, belli bir sayıda insanın gelmesi için bekledik. Tek başımıza mağaraya sokmuyorlardı.

 

kapadokya-2006 128.jpgkapadokya-2006 132.jpg

Belli bir sayıya ulaşan grup, rehber eşliğinde kafalarına verilen kasklar ve akülü fenerlerle mağarayı ziyaret etti.

 

MagaraGirisi1.jpgMCvisitor-center.jpg

 

Yabancı ülkelerde ki mağara girişleri..Hemen her turizme açılmış mağaranın girişinde turistlerin konaklayabileceği, alış veriş yapacağı düzgün merkezler vardır.

 

speleoturizm3.jpgspeleoturizm5.jpg

 

Mağara turizminden örnekler.

 

Fotoğraflar: Ender Usuloğlu, Dr. Selim Erdoğan

Katkıda bulunan: Dr. Selim Erdoğan

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg