11 Kasım 2009 Çarşamba

MAĞARACILIKTA EKLEKTİK AKIMI: ASPEG

Eklektik mağaracılık? ASPEG sanırım buna iyi bir örnek oluşturuyor. Bir kişinin veya grubun eklektik olup olmadığına karar vermek için değişik açılardan bakmakta fayda var. Ben burada grup olarak üyelerimizin çeşitliliği, grubun işleyişi ve geliştirdiği politikalara baktığımızda eklektik yorumunu yapabiliyorum.


İlk önce, üyelerimiz. Herhalde Türkiye’de bu kadar çeşitli insanların bir araya geldiği bir grup yoktur sanırım. Öğrencilerden tutun, subayımızdan özel sektörde çalışanlara (ATM makinaları tamir edenden, otel’de çalışanlara, firma sahiplerine) ve hepsi kendine münhasır insanlar. Düşünceler ve fikirlerde çok seslilik. Kendi tanıtım sistemi içinde belli bir şekilde seçilmiş insanlar, birbirlerini bulmuşlar. En son Kıbrıslı bir arkadaşımız katıldı aramıza; Andaç. Bir hotel’de bilgi işlem’de çalışan, her türlü kamp malzemesi olan ve son derece kafa çıkan yani bize uyan bir arkadaşımız. Üye olurken seçmemiz şu şekilde oldu. Düdenyayla’ya gel ama kamp malzemen olması lazım var mı? “hepsi var abi!”. O zaman tamam dedik. Tabii arada bize şevkle iletilen Kıbrıs’la ilgili mağara bilgileri de hızlandırıcı faktör oldu hep.


Grubun işleyişi bir garip yani ihtiyaçlara göre seçerek gidiyoruz. Grubuz ama dernek değiliz. Dernek değiliz ama dernek gibi hareket ediyoruz; tüzüğümüz, yön-kur’umuz denetleme kurulumuz bile var. Yön-kur toplantıları 5 kişi arasında geçmiyor. Genişletilmiş yön-kur gibi bir kavramı birazda eski BÜMAK mantığı ile hareket ederek birçok üye konular konusunda görüş bildirebiliyor ve karar mekanizmasının bir parçası oluyor ama sürümceme de kalan ve zor konularda da karar alma mekanizmasını hızlandırmak adına sadece yönkur üyeleri ile hallediyoruz. Arada birde yahoo grubunda üye olmayan diğer 40 kişiye de fikir beyan etmesi için zaman zaman danışıyoruz özellikle yapılan anketlerle nabız yokluyoruz. Kurullar aracılığı ve gönüllülük esasına göre işler paylaşılmıştır bu da (herkes bu fikrime katılmasa da) birçok üye aktif olarak çalışmaktadır.
Gelelim grubun politikalarına. Oluşturduğumuz politikalar Türkiye’de var olan genel akımla birebir, aynısı olmayan ve belli yerlerde örtüşmeyen, çakışmayan politikalardır. Mesela biz yabancı mağaracılara karşıyızdır ama sadece tek başlarına gelirlerse, sadece sportif takılırlarsa ve Türk mağaracılığı bir şekilde bundan nemalanmazsa. Dünya’da ki mağaracılık alanındaki işbirliğinin, özellikle bilimsel olarak farkında olan biz, bize veya Türkiye’de mağaracılığa katkıda bulunacak işbirliğine açığızdır. Diğer politikaları burada tek tek saymayacağım hepsini websitesi’nde bulabilirsiniz ama politikalarımız ana akımdan tepki görmektedir bu da ASPEG’in farklı bakış açısı olduğunu göstermektedir.


Tabii burada ASPEG’in eklektik olmasından bahsediyorum ama eklektik ne demek?
Sözlüğe göre İngilizceden devşirme eklektik: (i) Çeşitli sistem ve kaynaklardan derlenmiş; seçme şeylerden ibaret; seçen, derleyen; (i). Felsefe ve sanatta belirli bir inancı olmayıp çeşitli fikirler ve üsluplar içinden kendine uygun gelenleri seçen kimse, değişik sistem ve fikirleri birleştiren kimse. eclectically (z).seçip toplayarak, derleyerek. eclecticism (i). seçip toplamak eğilimi.
Sanırım ASPEG’i kuvvetli yapan her yaptığı işte eklektik davranmasıdır. Bu yapı içinde özellikle üyelerinin eklektik olması zaman zaman yorsa da, farkında olmadan ASPEG’i güçlü yapan en büyük etkendir.


Cadı Kazanı Mağaracılık E bülteni sayı 8'den alınmıştır.


Mağaracılıkta bilimsellik ve bir özür

Mağaracılık grubumuz ASPEG'de son zamanlarda hararetle tartışılan konulardan ve suçlamalara dönüşen bir konu da ne kadar bilimsel çalıştığımız..

Bu grubu kurmadan evvelde bendenizin görüşü BÜMAK'ta çok bilimsel çalışmadığımız, asgari bilimsellik diye nitelediğim rapor ve harita yazmayı, çizmeyi ve yayınlamayı yeterli bulmamıştım. Boğaziçi'nin yerbilimleri dalı olmadığı için özellikle jeoloji, jeomorfoloji, jeofizik gibi dallarda mağaracılığımıza öğrenci ve bilimadamı desteğinin olmadığı idi.

Evet, ben yanlış düşünmüşüm ve özür diliyorum.

Mağaracılık gibi bir konuda bilimsel çalışma adına yapılan en büyük adımın, dikkat bilimsel çalışma için adımın, KEŞİF'in kendisini eklemeyi unutmuşum veya gözardı etmişim. Aslında mağaracılıkta ki en büyük adımlardan biri bu KEŞİF. Niye bir bilinmeze adım atıyorsun, ince bir ipin üzerinde sallanıyorsun veya çok sıkışık, yarı sifon bazen sifonlardan geçiyorsun. Yani hayatını riske sokuyorsun.

Aslında BÜMAK'ta yaptığımız 1.adım KEŞİF 2.adım KEŞİF'i belgeleme 3. KEŞİF'i yayınlama işleri yapmışız. Ben kendi adıma 2.adımdan başlatmışım kendi bilimselliğimi..Yanlış. 1.adımı yok saymamışım ama o keşifi yapabilecek uzmanlıkta veya tecrübede olduğum için onu gözardı etmişim.

BÜMAK'tayken bunun üzerine daha fazla bilimsel veya daha farklı bilimsel çalışma koyabilir miydik?

O tamamen o grupta işin uzmanı olup olmadığına veya uzmanı olmasa bile hevesli mağaracıların o konulara el atıp atmamasına bağlı.

Şimdi dönelim günümüze..ASPEG'te bir kısım insan diyor "ya grup çok sportife, haydi söyleyelim dikey mağaracılığa kayıyor, bilimsel çalışma veya bilimsel mağaracılık insanların beynine fazla işlenmiyor".

Problem aslında ASPEG'in çok yeni bir grup olması ve biz eskilerin çok doğal olarak gördüğümüz, özellikle Türkiye gibi dağlık arazisi ve dolayısıyla ağırlıkla dikey mağaraları olan bir çoğrafya da, teknik becerilerin daha yeni yeni insanlara aktarıldığını unutuyoruz.

ASPEG'in grup içindeki insanların dağılımına bakarsak; aramızda mağaracılıkla ilgili bilimsel dallarda çalışan bir uzman, doçent, dr veya prof yok. Öğrenciler var. Onlarda 1.sınıfta. Bende dahil olmak üzere birçok insan bu arkadaşlardan birşeyler bekledik ama daha girdikleri bilimdalını yeni öğrendiklerini unuttuk.

Bir zamanlar Fatih Büyüktopçu şundan yakınmıştı..Akademik çevreler mağaracılığa ilgi göstermiyor. Haklıymış bu konuda. Akademik çevrelerde mağara ortamını kaç bilimadamı kullanıyor?

O zaman ASPEG olarak ya daha büyük sınıflara yöneleceğiz ya da tüzüğümüzde yer alan "bilim kurulu"'nu ciddeye alıp adam gibi hangi alanlarda boşluğumuz varsa bilimadamlarının peşine takılıp bizimle çalışmalarını sağlayacağız. Bunun içinde uğraşacağız, ter atacağız.

Gelelim diğer bir seçeneğe. Mağaracılığa başlayanlara bilimsel mağaracılık yaptığımızdan dem vurup, eğitmek. İyi güzel birşey tabii mağaracılığın keşifinden başka bilimsel çalışmalar yapabileceğini sunmak, ki bunu da sunuyoruz ve farkındalık yaratıyoruz. Bu seçenekte, eğer uzmanı değilse kişinin hevesi giriyor işin içine. Biz istediğimiz kadar farkındalık yaratalım mağaracı adayında ama içinde istek yoksa ve biz bunu istediğimiz kadar saatlerce eğitimini de versek, farkındalıkta kalacak.

Örnek olarak kendimden vereyim. Geçtiğimiz haftasonu, mağara arkeolojisi ile ilgili eğitim aldık. Gayette güzeldi. Az buçuk bildiğim bir konuda bilgilendim, genel kültürüm arttı ama bu beni içinde arkeolojik değerleri olan bir mağara çıktığında, kazı yapmaya, bırakın onu bir arkeolog gözetmen olmadan o kalıntıları oradan çıkartmaya dahi yetecek bir eğitim olmadığı, olsa bile benim ilgi alanıma girmediği çok aşikar.

bu konuda artık bir derecelendirme yapmak lazımdır. Yani kişilerin aldığı eğitime göre bilimsel çalışmalar şu şekilde olmalıdır;

1. Mağara Keşfi - Bu mağaracı olmanın temel şartıdır. Bu konuda tecrübelenmek lazımdır ve bunu kendini kısıtlamayacak şekilde sakat olmayan herkes, eğitimine bakılmaksızın, bunu almak zorundadır. Aslında kendini ve grubu tehlikeye atmadan belli bir tecrübe edinmek nereden bakarsanız bakın 3-4 yıl alıyor.

2. Mağara'da ölçüm: Keşfi yapılmış bir mağara'nın ara adımı olan ölçümü, yine eğitimine bakılmaksızın, herkese verilmeli ve bu konuda eğitilmelidir. Bu konu mağaracılığın temeli olan KEŞİF için elzem bir eğitimdir. Bence herkes ölçüm alabilmeli ve almalıdır.

3. Mağara haritası çizimi: Mağara çizimi normalde mağaracıların eğitimine bakılmaksızın verilebilecek bir eğitimdir. Bununla birlikte burada heves ve istek işin içine girmeye başlıyor. Dolayısıyla, olabildiğince eğitmenler tarafından farkındalık yaratılıp insanların içindeki hevesi uyandırmak lazımdır. İlla ki herkesin mağara haritası çizmesi lazımdır diye birşey söylemiyorum.

4. Mağara da yapabileceğimiz diğer bilimsel faaliyetler: Bu konularda, buna biyolojik numune de dahil olmak üzere, eğitimlerle sadece farkındalık yaratabiliriz. İnsanlara, mağaracılığın sadece keşif olmadığını gösterebiliriz ama insanlar bu konuda eğitim almamış ise işin içine tamamen kişisel merak giriyor. Meraklı olan adam öğrenir, olmayan öğrenmez yapmak istemez ama farkındadır.

ASPEG olarak bizim, çok yeni grup olduğumuzu unutmamız hele hele, insanların tehlikeli ortamlara yani mağaralara girip güvenli bir şekilde keşif yapmalarını ve bunları yaparken de hevesle sarılabilecekleri hangi konular varsa onları birer eğitim, seminer şeklinde vermemiz gerekmektedir.

1 yıl geriye dönüp baktığımızda, 4. madde de ki bilimsel çalışmalar adına verilen ilk ciddi eğitimin biyoloji numune toplaması olduğu ve kişinin uzmanı Peter Beron tarafından verildiğini unutmayalım. Temmuz 2008'den bu yana, ASPEG'de birçok eğitim verildi. Ben iddia ediyorum, başka bir grupta bu kadar eğitim verilmiyordur. Dolayısıyla, bir nefes alıp düşünmemizde fayda var.



Son bir konu var; Rekor kırmak !....

İnsanlığın başlangıcından beri varolan yarışma, öne geçme, zoru başarma, başkalarının yapmadığını yapmak gibi kavramlar her zaman vardı ve olmaya da devam edecek. Şimdi bazılarımız bu konuya neredeyse "tuuu, kaka!" diyecek hale getirdi. Buna kesinlikle karşıyım. Yazören mağarasını sıralamaya soktuğumuzda herkeste hafif gururla karışık mutlu bakışlar vardı.

Rekor da dahil olmak üzere, araştırdığımız mağaraları Türkiye'de ki sıralamaya sokmak önemlidir.

"BÜMAK, 2 tane -1000 m'si olan yegane üniversite kulübü'dür" diye gururlanan eskilerimiz, eminim ASPEG'in kendine ait önemli keşifleri olmasından da mutlu olacaklardır.

Beni, ASPEG olarak önemli bir keşfe imza atmak da, çok önemli bir troglobit bulup dünya literatürüne katmakta, bir fiil içinde olsam da olmasam da mutlu eder.

Ben bu mutluluğa erişmek için en iyi bildiğimi, tecrübelerimi elimden geldiğince aktarmaya çalışıyorum.

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg