ASPEG`IN 10. YILI

Evde elimde telefon, salonda yazdığım bir kağıttan yeni mağara grup isimlerini Ali Yamaç'a okuyorum. "................grubu, anadolu speleoloji grubu" gibi iki üç tane isim saydıktan sonra Anadolu Speleoloji Grubu olsun diyerek, grubun isminde karar kıldık. Sırf bazı arkadaşlarımızı kırmamak, Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü'nün ismine benzesin diye ısrar edenlere ve Boğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği ismine bir şey dememiştik, amacımız ise bir şekilde dernek olalım ve dernek çatısı altında mağaracılık yapmak olduğu için çok fazla takılmamıştık. Yine de ASPEG isimle, grubumuz en azından isim olarak daha kapsayıcı olmuştu ve açıkcası memnun olmuştum.

Telefonu kapadım ve ister istemez ileriyi düşünmeye başladım. BUMAD'dan ayrılalı daha yeni olmuştu, yeni bir grup kurmaktaydık. Kendi kendime acaba 5. yılı, 10. yılı. 15.yıllarını görebilecek miydik? o kadar yaşatabilecek miydik acaba?. Ne de olsa BÜMAK'ta başkan iken, 15.yılını organize eden ve 20.yılın organizasyonuna destek veren ve en son 40.yılına katıldığım köklü bir kurumdan geliyordum. Bir şekilde yıllarımı vermiş, o süreçlerin içinden geçmiş, sorumluluk almış ve hıssetmiştim. Şimdi aynısını ASPEG için istiyor ve hissediyorum.

14 Nisan 2008 tarihinde kurduğumuz grubumuz, 3 yıl sonra dernek olmuş ve 14-15 Nisan 2018 tarihinde ASPEG kayasında ve Cinlikuyu mağarasında kendine yakışır bir şekilde mağaracılık yaparak, eğitim vererek 10.yılına girmiştir. Kurulduğunda grup iken bile tüzüğü olan, YK'sı seçilen, genkur'u yapılan bir grup iken dernekleşmiş, kurumsallaşma yolunda sağlam ve hukuksal bir adım atmıştık.

17 mayıs 2018'de akşam Boston'da memleketten ve üyesi olduğum derneğimden kilometrelerce uzakta bu yazıyı yazarken, gün içinde sevindirici bir olay gerçekleşti. Dün, YK What'sup'ında Volkan (Baltacı) arkadaşımız, millet emlakçıyla kira sözleşmesini imzalayacağız kim yapacak? nasıl olacak? adamlar beklemeyebilir? diye bir yazı yazdı. Milletten ses yok, ben uzaklardan "millet ne yapıyoruz" diye sadece yazarak baskı uyguluyorum ama elimden o kadar geliyor. Oktay (Pöhrenk) ben yokum, Alptuğ (Bektaş) bende yokum, Eray (Güngör), Elif (Aytekin Uzel) ve Özge (Kahraman) dan ses yok. İçime bir sıkıntı, aklıma ise birçok insanın, "abi sen olmazsan, bu dernek biter" demesi geldi. Bu lafa karşılık verdiğim cevabı düşündüm, "eğer öyle olursa o zaman ben bir yerde birşeyleri yanlış yapmışım, yapıyorum".

Şöyle bir geriye sardım filmi aklımda neler yaptık diye: Neler yapmadık ki? Hem bilimsel hem sportif birçok başarıya çok kısa sürede imza attık. Arkeolojik, biyolojik kısacası bilimsel çalışmalarımız, en üst noktada bilimsel makale de bir çekirgeye "aspegus" ismi verilerek taçlandırılmış, Türkiye'nin en uzun en derin ilk 12 mağarasına 3 tane mağara sokmuş, ilk ve tek, 5 yıldır devamlı çıkan elektronik bülten çıkartmış (maalesef bu durdu ve ekonomik nedenlerden ve daha sanal ve dijital ortama adapte olabilmek için, bilimsel dergimiz olan DİP'le birleştireceğiz), yaklaşık 150'ye yakın mağara araştırmış, haritalamış, mağaracılıkla ilgili Türkiye'nin en prestijli belgesel kanalı olan Iztv'de "Yeraltından Notlar" adı altında 7 adet belgesel ortaya koymuşuz. Bu bile, düşününce, başlı ve tek başına büyük bir iş.

Bunları beraber gerçekleştirdiğimiz birsürü arkadaşımız çeşitli sebeplerden dernekten ayrılmış olmasına rağmen üye sayımız düşmemiş, neredeyse sabit kalmıştır (35-40 kişi arası). Gönül isterdi ki, arkadaşlarımız aramızdan ayrılmasın ve kalsın ama maalesef olmuyor, olamıyor. Boston'da üye olduğum Boston Grotto derneğinin 4 toplantısına katıldım (her ayın sadece bir günü ilk hafta çarşambası) ve gördüğüm çok eskilerin hala bir şekilde aktif olmasalar bile dernekte kalmaları ve bir şekilde bizim bucak bucak kaçtığımız bürokratik işleri hala yapmaları, beni etkiledi. YK'sı yenilenip, genç insanların başa gelmesi de iyi oldu. Eskiler fikirlerini saklamıyorlar, toplantı da veya ortam olduğunda söylüyorlar ama en önemlisi DAYATMAK gibi bir çaba içine girmiyorlar, buna karşılıkta ister istemez, gençlerde daha yaşlı üyeleri de dikkata alarak, her dediklerini yapmasalar bile saygı duyuyorlar. Evet, dernekçe insangücü kaybediyoruz ve bunu kazanmak için tekrar tekrar uğraşmak zorunda kalıyoruz ama bu durumun kısa vade de düzeleceğine maalesef inanmıyorum. Düzelme olmamasının hem kültürel, bireysel ve hem de finansal boyutları olduğu için derinlemesine şimdilik girmeyeyim. Bununla birlikte, hayata her zaman olumlu bakıp, hep en kötüsü için plan yapmaya çalıştığım için, bu seferde bardağa dolu tarafından bakarsam, kuruluşundan beridir yaklaşık 75-100 kişi arasında üyeyi, mağaracılıkla tanıştırmış ve mağaracılığı öğretmişiz. Bu da birşeydir.

What'sup'a bakıyorum ses yok, yazı yok, sıkılıyorum, ama yapacak hiçbir şeyim yok. Yaban ! ellerde gurbetliğin ne olduğunu ilk defa hissediyorum. Yatıyorum, bu arada tüm bunlar, ben ofisi kapatmaya karar verince başladı. Derneğimiz var ama hiçbir zaman doğru dürüst bir lokalimiz olmadı, habire malzemelerimiz bazı üyelerimizin ya ofisinde, ya da deposunda bir şekilde tutuldu. En son benim depoda tutuluyordu ama bu bile canımı sıkıyordu çünkü doğru dürüst üyelerimizin toplaşabileceği bir yer olamadı şimdiye kadar. En sonunda bende, şirketi kapattığım için acilen YK'ya malzemeyi başka yere taşımamız lazım diyerek, uzun zamandır içimdeki sıkıntıyı YK'ya yansıtmak zorunda kaldım. Sabahın 6-6.30 gibi, yarı uyur gibiyim, günlerdir düzgün uykumu alamıyorum, arka arkaya telefon olduğu yerde titriyor. Titriyor, duruyor, titriyor, duruyor e tabii bende, zaten olmayan uykudan uyanıp, n'oluyor diye telefona baktım. YK What's up'ında 50 mesaj ve birileri insiyatif alıp, emlakçıyla sözleşme yapmaya gitmiş, sayman bir taraftan kira parasını yatırmaya çalışıyor, diğer yandan banka'dan kaynaklı EFT yapılamama sorununa karşı, birimiz kendi cebinden evsahibine para aktarıyor, diğer taraftan benim gibi gurbet ellerde olan başka bir arkadaşımız "Allah kolaylık versin" diyerek destek atıyor. Rahat bir nefes aldım, uykusuzdum ama rahatlamıştım. 1 saat sonra sözleşmenin fotoğrafı atıldı. Tarihimizde ilk defa gerçekten kendimize ait, herkesten bağımsız artık bir yerimiz vardı. Yıllar içinde, ağırlıklı sponsorluk finansmanı ile bayağı teknik malzeme biriktirmiştik, önümüzdeki Morca düdeni etkinliği için alacağımız teknik malzeme haricinde aslında 4-5 yıl teknik malzeme ihtiyacımız kalmamıştı, yani kısacası, kira parasını üyelik aidatları ile karşılayacak duruma gelmiştik artık. Kendimize ait bir yerimiz olacak ve bu katkım olmadan, başka üyelerimizin aktif çalışmasıyla oldu. Aslında, kasım 2017'den beridir yurtdışına gidip geliyordum ve katkım olmadan geziler, eğitimler gerçekleşiyordu ama ilk defa, bensiz de artık bu dernek yoluna devam edecek hale geldi diye sevindim, sabah sabah.

Derneğin devamlılığı ve kurumsallığı konusunda bir eşiği daha aşmak üzereyiz. Bir şekilde TMF, bu ay içinde toplanıp, genel kurulunu yapacak ve bir sorun olmazsa, ASPEG'de üye olacak. 2 yıl önceki genel kurulumuzda federasyona katılma kararı aldık fakat federasyonun ataletinden dolayı hiçbir şey olamadı. Maalesef çeşitli sebeplerden dolayı, mağaracılık federasyonu, bırakın bir federasyonun yapması gereken işleri, hiçbir şey yap(a)mamaktadır. Uzun yıllardır da bir adım yol alınamadı. Eski TMB (Türkiye Mağaracılar Birliği) tecrübesinden dolayı, federasyona da temkinli yaklaşıyorduk. Bir şekilde iki üç yıl önce yapılan şahsi ve dernek bazındaki davetlerden sonra katılma kararı aldık. İçimizde hala bazı üyelerimiz "aman uzak duralım" dese de dernek olarak ve genel mağaracılık perspektifinden baktığımızda, gururla söylemem gerekirse, Türkiye'nin en aktif mağaracılık derneğinin, federasyona girip pozitif katkı vermesi gerekir, vermesi lazımdır, vermelidir. Bununla birlikte, hala 1. Mağaracılık bizden sorulur 2. Sorumluluk ver ama yetki verme 3. Federasyon sadece kurtarma ile ilgilensin kafaları ve görüşleri varsa, devam ediyorsa,  maalesef katkımız bizden kaynaklı olmadan kısıtlı kalacaktır. Yaşayarak göreceğiz.

Çevremdeki insanlara hep bu dernekte yazılı olmayan kurallar/edinilmiş tecrübeler de var der dururdum ama devamlı insanlar gelip gidince, her defasında tekrardan anlatmak, kalanlara hatırlatmak ve Türkiye'nin İngiltere olmadığını geç olsa da kavrayıp, geçen 10 yılda derneğimizin ileriye yönelik olabildiğince sorunsuz devam edebilmesi için yazılı olmayan kuralları/edinilen tecrübeleri aşağıda gelecekteki mağaracılara madde madde yazmayı görev edindim kendime.

1. Derneğimiz Türkiye'de hala araştırılmayan mağaraların çokluğu göz önünde bulundurularak, SPORTİF (ağırlıkla dikey) MAĞARACILIĞA önem veren, önüne ket vurmayacak yönetim kurulu üyelerinden oluşması lazımdır. Tüm üyelerimiz dikey mağaracılığı yapacak(mış) şekilde (istisnalar kaideyi bozmaz) eğitimden geçirilmelidir.

2. Birincilikle, sportif mağaracılığa önem veren yönetim kurulu üyelerimiz, mağaracılık çatısı altında yapılacak her türlü bilimsel, belgesel (fotoğraf, video) veya benzeri çalışmalara ket vurmaması lazım. Dernek çatısı altında her türlü aktivitenin yapılması en iyisidir (keşif, raporlama ve haritalama unutulmadan)

3. Hiçbir zaman, topluca 5 kişi ve üzeri veya kümeleşecek şekilde, aynı sportif daldan, kültürel faaliyetlerden ÜYE alınmasın. Devamlı olarak sorun çıkıyor. Bu arkadaşlar çoğaldıkça, ister istemez, kendi tecrübelerini bu derneğe dayatmaya çalışıyorlar. Başta farkına varılmıyor, nedeni ise, önce eğitim alıyorlar, mağaracılıkta 1-2 yıl geçirince, eski tecrübelerini hele birde YK gibi kurullara girince, dayatmaya kalkıyorlar. Kimse fikirlere ve/veya kendi tecrübesini öneri olarak getirmesine karşı değil hatta bu zenginliktir ama gereksiz yere olur olmaz dayatmaya kalkıştı mı, sorunlar başlıyor. Ortalama süre 2-3 yıl, ondan sonra ufak ufak başlıyor sorunlar.

4. Yönetim Kurulunda eşlere veya sevgililere, yer verilmemesi lazım. Genelde, eşler ve sevgililer, ister istemez birbirlerini etkiledikleri için, büyük olasılıkla 2 oy aynı oluyor . Bir de doğal olarak sevgililerin birbirlerinden ayrılma olasılığı ve sonucunda, birisinin veya ikisinin birden YK'dan ayrılması sorun yaratır.

5. Yeni kabul edilen ASPEG'in ilkeler ve etik kurallarına (tüzükte yok, yönetmelikte vardır) sıkı sıkıya bağlı kalmak.

6. Etik kurallar ve ilkelerimiz hariç, derneği yönetirken kuralları uygulamak için dogmatik olmamak, dernekçilik yapmamak lazımdır. Öncelik her zaman mağaracılıktadır.

7. Sadece başkanın değil tüm aktif üyelerin, emsal olarak diğerlerini pozitif etkilemek, gerektiğinde liderlik yapmak ve mağaracılığın gönüllü olarak yapıldığını unutmadan insanları yapılacak işlere katmak için farkında olması, farkındalık yaratması lazım.

10 yıl geriye baktığımda bunları görüyorum ve ilerisi içinde faydalı olacağına inanıyorum.

Kahvaltımı yaparken Cinlikuyu'daki pasta kesmemiz aklıma geldi. Sabah sabah kahvenin tadı biraz daha tatlı geldi.




ASPEG, 10.yaşın kutlu olsun!. 15. ve 20.yıllarda da herhalde gene mağarada, doğada oluruz, kutlarız.






42 yıl oldu daha ne olsun! diye başlarsam susturun beni...😊😊😊😊😊😊😊










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARANLIĞI FOTOĞRAFLAMAK (YERALTI VE IŞIKLI FOTOĞRAF ÇEKMENİN TARİHÇESİ) Chris Howes

BİR KAZAZEDEYE MÜDAHALE ETME VE ARDINDAN MAĞARAYA GİRME PSİKOLOJİSİ