12 Ocak 2011 Çarşamba

Kokular (AKM ve Mağara)

Herkes bugünlerde beni hard rock veya heavy metal müziği dinleyen biri olarak tanır. Özellikle eskiden Elmadağ'da çalışırken, AKM'deki opera ve konserleri kaçırmamaya ve ailecek gitmeye özen gösterirdim. Ailecek klasik müzik ve opera'da dinler ve severiz. Dün, 11.01.2011'de, bizim çocukların okulundaki kültür merkezinde, devlet opera ve orkestrasının "Carmina Burana" performansını seyretme şansım oldu. Uzun zamandır özlediğim bir kokuyu duymuştum gene. AKM'de yerinize oturduğunuzda performans esnasında, hava dolaşımından kaynaklı, sahneden seyircilere doğru, değişik parfüm, performans teri ile sahnedeki tahta kokularının karışımı gelirdi. Bu koku acayip hoşuma giderdi. Sahnedeki performansın özelliğini artıran bir ayrıntıydı.

Bu koku, hemen hemen hep aynıydı benim için. İstediğim kadar farklı günlerde, farklı konserlere gideyim mutlaka aynı kokuyu duyardım, galiba şartlanma böyle bir şey.

Aynı hazzı başka bir koku karışımında da alıyorum o da; mağaradan çıkarken, özellikle dikey mağaralarda, yüzeye yakın bir yerde; Hafif bir çimen, yosun, toprak ve soğuk ve sıcak havanın tam birbirine temas ettiği noktada karışmış hafif nemle beraber meydana gelen bir koku. Bu koku da hemen hemen her gittiğim mağara da aynıdır ve hep yüzeye yakın, sahneden seyirciye gelen kokudan farklı, aşağıdan gelen mağaracıyı bekleyen bir koku vardır bu sefer.

Şöyle bir düşündüğümde, çok farklı olan iki ayrı koku'nun bende aynı hazzı uyandırması hep neden, nasıl oluyor diye merak uyandırmıştır. Sanırım hem iki etkinliği seviyorum ondan olsa gerek...

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg