30 Haziran 2015 Salı

IRAN MAĞARA KURTARMA EĞİTİM GEZİSİ
18-28 HAZİRAN

2. GÜN

Sabah Hüseyin ve Nergis'in kaldırması ile uyandık. İmece usulü hazırlanan kahvaltıdan sonra ilk gün olmasından dolayı verilen esneklikle saat 9:30 gibi eğitim alacağımız salona doğru yola koyulduk. Ramazan olduğu için her yer kapalıydı ve dışarıda sıcaklık 40 dereceye kadar çıkıyordu. 

Iran'daki trafiği unutmuşum. İlk bakışta tam bir kaos. Ana bulvarlar haricinde trafik ışıkları sadece yanıp yanıp sönüyor. Arabalar sanki fuarlardaki "Çarpışan Arabalar" gibi birbirine teğet geçiyorlar sağdan soldan kafadan yandan dalışlar ama çarpışmıyorlar (son gün hariç :). 

Heyecanlı bir araba sürüşünden sonra Karaj futbol sahasına geldik. Kapalı tribünlerin altının bir kısmını kapatmışlar ve değişik amaçlar için kullanıyorlar. Alireza, Vahid ve diğerleri ile merhabalaştık. İlk önce teorik bir eğitim aldık ve sonra tribün altına geçtik. Burası tırmanma duvarları yapılmış, tribünü tutan kolonlara çakılan dübellerden sarkan bir sürü iple karşılaştık. Allah'tan iki taraftan açıktı yoksa o sıcakta feci bir şekilde ter atardık.

Sevgili Vahid ile muhabbet esnasında. Çok sevdiğim bir insan ve iyi bir dost.

Tribün altı salon. Yapay tırmanma duvarları ve ipler
Kendi kendini kurtarma tekniklerini Vahid üzerinde denerken...
 Eğitimin birinci günü self rescue yani kendi kendini kurtarma tekniklerine ayırmışlar. İlk teknik desandörde kalan adamı kurtarmak. İlk şaşırmamız böyle başladı. Biz genelde hep cumarlarda kalmış kazazedeyi kurtarmaya çalıştık. İranlılar artık, ya stoplu desandör ya da normal desandörle shunt kullanmaya başlamışlar. Dolayısıyla, önümüzde stoplu desandörü ile kalakalmış bir kazazedeyi kurtarma durumu vardı. İkinci şaşırmamız, kazazedeye bacaklarının arasından değil mümkünse ipi sağ ya da sol tarafına alın öyle tırmanın demeleriyle yaşandı. Daha sonra shunt'la kalmış normal desandörlü kazazedeyi alma tekniğini gösterdiler. Cumarda kalan kazazede de ise croll to croll tekniğini gösterdiler. Biz bu tekniği hiç görmedik. Bu da bizim için üçüncü bir sürprizdi. Çok kısa bir sürede alabiliyorsun ve bence en iyi tekniklerden biri bu. En son bizim bildiğimiz asansör kurup, cumardan aldığımız teknik var.

Arada öğlen yemeği sırasında Ramazan'dan dolayı acaba nasıl yemek yiyeceğiz diye düşünürken birden, tencere içinde pilav ve yemekler geldi. Nergis'in annesi yemek hazırlamış ve 4 gün boyunca 2-3 defa annesinin hazırladığı yemekleri yedik. İran'da yemekler enteresan. Bir kere her şey pilav bazlı. Pilavsız ve safransız bir yemek düşünmek, bizim kahvaltıda zeytinsiz olmamız gibi bir şey. Hemen her yemekte safran var. Ayrıca yemeklerin çoğu değişik sebze bazlı yemekler ve içlerinde bir tane tam ufak limon var. Turşu ve naneli ayran veya gazlı ayran da vazgeçilmezlerden. Bizdeki gibi beyaz somun ekmek bekliyorsanız unutun!...Lavaş tarzı 3-4 tane farklı ince lavaş ve pide benzeri ekmekleri var. 

Akşam 18:00 gibi eğitim bitti. 19:00 gibi eve vardık. Üzerimdeki tshirt'te terimden kalan ter izleri vardı. Dün sabahtan yarım kalmış az uykumuzu nihayet alabileceğiz zannederken Hüseyin artık her sabah 7:30 gibi kalacağız dedi. Sabah 9:00 gibi çalışmaya başlayacaktık artık. Duşlardan sonra akşam 22:00 doğru dışarıdan gelen yemekle karnımızı doyurduk. İftar sonrası dükkanlar açılmıştı. Her gece saat 22:00 gibi yemek yemeğe başladık. Yine adapte olmamız gereken bir değişiklik daha...

Umut, Hakkı abi ve ben


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg