3 Ocak 2009 Cumartesi

DÜNYA KÜLTÜRLERİNDE YERALTI VE MAĞARA

Yazan Ender Usuloğlu[1]

 

Abstract: Most of the time, when we venture into caves, I often think about the feelings, emotions that caves create in me. Fear, darkness, comfort and all other associate thoughts related to caves. This article briefly describes those attributes of caves which shaped and still shaping the cultures around the world. It is interesting to realise that this effect is often much more than we think. It is in our myths, culture, emotions and even dreams and it is transferred from culture to culture with modern day technology of information.

 

 

İnsuyu mağarasında turistik olan bölümden turizme açık olmayan bölüme giden oldukça dar, bol S çizen bir yer var ve ben orada birilerini beklerken, ışığım sönmüş halde sırtım yerde  yüzümden bir karış uzaklıktaki tavana karanlıkta bakarken, hiç olmadığım bir şekilde sakin ve huzurluydum. Acaba neden? Kendimi nerede hissediyordum?. Orada öylece yatarken aklıma,  Ilgarini’ne yağmurlu bir zamanda vardığımız, anıtsal büyüklükteki ağzını gördüğüm ve içinde yavaş yavaş ilerlerken, o derinliklerine hükmeden karanlığın, sırtımdaki tüylerimde ürettiği ürperti geldi. O kadar dar yerde bir şey olmazken, o karanlığın bende yarattığı ürperti nedendi acaba?. Bu bir tek bana ait duygular mıydı? Yoksa ben bunları bu dünya’dan göç etmiş ve yaşayan herkesle paylaşıyor muydum?. Evet paylaşıyordum; yazılı ve sözlü, insanlık tarihi boyunca aktarılan, kültürleri etkileyen, yaşam veren, bugün önümüze Holywood yapımı film olarak gelen mitolojilerde de, mağaralar ve yerin altı her zaman insanlık için gizemli, sır dolu bir yer olmuştur. Bu araştırmam, bir parça olsada, dünya’daki mitolojilerde yer alan yeraltı ve mağaraların nasıl yeraldığını, bizleri nasıl etkilediğini göstermektedir.

 

YERALTI VE MAĞARA’NIN ANLAMI 

KARMAŞA (KAOS) 

Yeraltı ve mağaraların karanlığı, boşluğu ve yalnızlığı, genelde mitolojide karmaşa olarak önümüze çıkar. Karmaşayla beraber kötü ruhlar, üzüntü, yeniden varolma, anıtsal mezarlar gibi kavramlarda kullanılır.

 

Mağaraların, karmaşaya temsil etmesi, Eflatun’un mağarasından, Homer’in Odesa’sına oradan Kuzey Amerika yerlileri’nin mağaraları, kötü ruhların barındığı yer olarak görmesi ve bu ruhların orada tutulması gerektiğine kadar heryerde karşımıza çıkar.

 

İnsanlık varolduğundan bu yana, mağaralar, efsanelere kaynak olmuş ve açıklanamayan doğaüstü olayları açıklamak üzere mağaralar çözüm olmuştur.

 

Eski Norveçcede mağara kelimesi “hellir” dir. Cehennemin, ingilizcesi “hell” kelimesinin eski bir İskandinav mitolojisinde yer alan siyah tanrıça “Hel”, gölgelerin kraliçesi’nden  türemesi bir tesadüf olamaz.

 

RAHİM VE DOĞURGANLIK 

Mağaralar birçok kültürlerde, toprakana’nın rahmi ile ilişkendirilir. Burada tanrılar ve insanlar, doğar, büyüdüğünde mağaralar bir yaşam alanına dönüşür ve nihayetinde burada ölünür. Mağaralar ölüler diyarı ile yaşam arasında bir köprü vazifesi görür. O yüzden bazı kültürlerde, bizde de olduğu gibi, kutsaldır.

 

Budist tapınakları genelde bir mağara içinde gelişen kutsal yerlerdir ve burada budist rahipler, dini törenler düzenlerler. Antalya’dan Fethiye’ye doğru giderken, dağlara yaslanmış eski Ege uygarlıklarına ait mağara şeklinde oyulmuş kaya-mezarlarını görürüz.

 

TÜRK KÜLTÜRÜ’NDE MAĞARA

  Türk kültürü’nü taradığımızda karşımıza mağara ile ilgili iki önemli nokta göze çarpar. Birincisi, Ata Mağarası inancı ve diğeri tabii ki, kurttan türeyiş ve mağaranın yeniden doğuşa yardımcı olması ve korunak vazifesi görmesidir. Özetle, Türk mitolojin’de mağara daha çok toprakana’nın rahmi, rahim özelliği ile ilintili olarak türeme, yeniden varolma, korunak, ölülerin barınağı ve dolayısıyla kutsal bir mekan olarak görülmektedir.

 

KUTSAL ATALAR MAĞARASI 

Kutsal Atalar mağarasının günümüzde tam olarak yeri bilinmemekle beraber, yazılı kaynaklardan, ki bu genelde Çindir, Asya Hunların, ilkbaharı karşılamak üzere, Haziran ayında Kağanın başkanlığında büyük bir tören düzenlenirmiş. Bu kutsal Ata mağarası, bütün hun türkleri tarafından, özellikle devlet erkanı ve kamlar, saygı gösterirmiş. Hunlarda görülen bu ayin ve kutsal mağara, diğer türk boyları tarafından da sürdürülmüştür.

 

Tabgaç Türkleri, her ne kadar Türk yurdundan uzakta olsalar, bu geleneği, bulundukları yerdeki kayaları oyup, mağaraya benzeyen bu yerlerde, geleneği devam ettirmişlerdir.  Tabgaçlarla beraber, Kök-Türkler, Uygur Türkleri’de Ata Mağarası inancını sürdürmüşlerdir. 748 yılında Kök-Türk devletinin yıkılması ile “Atalar Mezarlığı”nda Türk devletinin başına Uygur Türkleri geçmiştir. Terhin ve Sine-Usu yazıtlarında olay şöyle anlatılmaktadır.

 

It yılında (746) Üç Karluklar kötü düşünüp kaçtılar. Batıya On-oklara sığındılar; orada onlara tabi oldular..Üç Karluklar, domuz yılında (747), Tokuz Tatarlar, tokuz buyruk, bin komutan ve halk ayağa kalkarak, Köl bilgeye maruzatta bulundular: “Atalarımızın ünü vardır. Ötüken ülkesi sizde, yönetin” demişlerdir. Tay Bilge Tutuk orada Yabgu atanmıştır. Ondan sonra sıçan yılında (748), Atalar mezarlığında “Güç, halktır” denmiş. Halk da “atalar mezarı sizde, gücün kaynağı sudur” diyerek ayağa kalkmışlar ve kağan tayin etmişlerdir.”

 

Bu mezarlığa/mağara’ya sahip olmanın aynı zamanda hükümdarlığı perçinleyen bir dinamik olması enteresandır.

 

TÜREYİŞ EFSANESİ

Tukyu (Asena)

“Tukyu' larin ataları Çinli' lerin (si-hayi) dedikleri batı denizi sahillerinde otururdu. Komşu hükümdarlardan biri bunların yurdunu basarak, kadın, erkek, çocuk ve önlerine gelenleri kılıçtan geçirdi. Bunlardan ancak on yaşında bir erkek çocuk kalabildi. Bu da elleri, ayakları kesilmiş olarak bir bataklığa atıldı. Çocuk orada açlıktan, yaralarından akan fazla kandan ölmek üzere iken, bir dişi kurt gelerek, ona bir parça et getirdi. Kurt her gün böyle yaparak çocuğu besledi. Çocuğun yaraları iyileşti. Yaşı ilerleyince kurt bundan gebe kaldı.

Atalarını öldüren hükümdar bir süre sonra bu çocuğun sağ kaldığını haber aldı. Çocuğu öldürmek üzere arattı, buldular. Hükümdar çocuğun bulunduğu yere birisini gönderdi. Bu adam bataklığa geldiği zaman çocuğun yanında bir kurt gördü, şaşırdı. Adam ikisini de öldürmek istedi. Fakat bir tanrı onları korudu. Kurt çocuğu sırtlayarak batı denizinin doğu tarafına geçirdi. (Kao-cang) yakınlarındakı dağlardan birinde bulunan mağaraya götürdü. Mağaranın arkasında bereketli bir ova vardı. Ovanın her tarafı yalçın kayalarla çevrilmişti. Kurt burada sakat delikanlıdan on cocuk doğurdu. Bunlardan biri aile adı olan (Asena)' yı aldı. Bu çocuklar büyüdükleri zaman mağaradan cıkarak civardaki oymaklardan birer kız kacırdılar. Bunları mağaralarına götürdüler. Bu kızlarla evlendiler.

Birkaç nesil geçince bunlar çoğaldı. İçlerinden (A-Hien-Se) adlı birisi başlarına geçerek mağarada cıkardı. (Kin-San) dağlarına giderek yerleştiler, (Cu-Cen) tatarlarına bağlandılar. Bu dagların tepelerinden biri takya şeklinde olduğundan kendilerine bu anlamda (Tu-Kyu) adını verdiler. Asıllarına delalet etmek üzere de bayraklarına bir kurt başı yaptılar”[2].

DÜNYA KÜLTÜRLERİNİ ETKİLEYEN GERÇEK (VARSAYILAN) MAĞARALAR

Literatürü, özellikle internet ortamında taradığımızda, bazı mağaraların, yerleri belirlenmiş, günümüzde dünya kültürlerine etki ettiğini  görüyoruz. Çok daha detaylı bir araştırma, eminim daha çok mağara ortaya çıkaracaktır.

DİKTAEAN

Bu mağarada, Yunan mitolojisine göre, Zeus doğmuş ve büyümüş olduğu varsayılan mağaralardan biridir. Mağara, Girit adasında Dikte dağında bulunmaktadır. Turizme açık olan mağara’nın tarihi i.ö 200o yılına kadar gitmektedir. Mitolojiye gore, Rhea bebeği Zeus’u Kronos’dan bu mağara içinde saklamıştır. Zeus burada doğmuş, büyümüş ve daha sonra Europa ile burada tanışmıştır.

Arkeologlar, birçok ikon ve dini semboller açığa çıkartmıştır ve özellikle Minoan döneminde dini ve kutsal bir yer olarak tapınak görevini görmüştür.

IDAIAN

Bu diğer mağara’da, Psiloritis dağında yeralmaktadır. Yine aynı şekilde arkeologların yaptığı çalışmalarda birçok dini, seramik ve bronz objelerin çıkması, yine bu mağaranın Minoan ve Roma dönemindeki önemini göstermektedir. Halihazırda, mağara turizme açık değildir ve kazılar devam etmektedir.

MIXNITZ KOGELLUCKEN (EJDERLER MAĞARASI)

Bu mağara, Avusturya’da, büyük bir ejdere evsahipliği yaptığı ve bu ejderin çok çirkin, korkunç ve büyük yılanımsı bir görüntüsü olduğuna inanılırdı. Mağaranın içinde çıkan kemiklerden dolayı çevre insanları tarafından ejder’e ait olarak yorumlanırdı. 1.Dünya savaşından sonra yapılan fosfat çıkarma işlemlerinde, kemiklerin aslında o mağara’da yaşamış, mağara ayılarına (Ursus Spelaeus) ait olduğu anlaşılmıştır. Kemikler, Landesmuseum’da sergilenmekte ve mağara turizme açıktır. Enteresan bir nokta’da, bu mağarada yapılan ilk araştırmanın, 1387 yılı gibi bayağı eskiye dayanmasıdır.

YEDİUYURLAR ESHAF-I KEHF MAĞARASI

Bu mağara, Tarsus-Afşin ilçesinde yer almaktadır. Hem Hıristiyanlık, hem de İslam alemi için kutsal bir yerdir. Kutsal olması, yeniden dirilişi simgelediği içindir.

Eshab-Kehf hadisesi Kur'anı Kerim' de ve diğer semavi kitaplarda Bas-ü badel mevt (Yeniden dirilme) inancının delilleri arasında gösterilir. Buna göre;
     Efsus ya da Yarpuz denilen bir şehirde Dakyanus ( Dakyus ) adında bir zalim hükümdar halkı kendisine ve putlarına taptırırmış. Allah' ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç ise gizlice ibadet ederek bu zalimin buyruğu dışına çıkarlarmış. Bunu haber alan Dakyanus' tan kaçan gençler, kendileri gibi inançlı bir çobana rastlarlar. Çoban ve Kıtmir adındaki köpeği de onlara katılır. Çobanın bildiği ve yanında su olan bir mağaraya sığınan Eshab-Kehf burada uykuya dalarlar Kralın vezirleri mağarayı bulurlar. Ancak korkularından içeri giremezler. Eshab-Kehf, burada ise çıkamayıp helak olsunlar diyerek mağaranın ağızını ördürürler.
     Eshab-Kehf, bir rivayete göre 309 sene bu vaziyette kalırlar. Uyandıklarında, acıktıklarından bahisle içlerinden Yemliha' yı şehire ekmek almaya gönderirler.
     Şehirde, Dakyanus zamanından kalma para ile alışveriş yapmak isteyen Yemliha' dan şüphelenen halk, onu mahkemeye çıkartır. Mahkemede halini anlatan Yemliha, delil için kalabalığı mağaranın olduğu yere getirir. Ancak, mağarada kendisini bekleyen arkadaşlarının korkabileceğinden bahisle içeriye yalnız girip onlara durumu anlatacağını söyleyerek ayrılır ve sır olup gider. Bu olay, zalim Dakyanus' tan yüzyıllarca sene sonra Allah' a inanmakla beraber ahirete ve yeniden dirilmeye inanmayan halk için müthiş bir mucize olur. Devrin kralının duaları da böylece kabul olmuş olur.
[3]

YERALTI VE MAĞARA TANRI(ÇA)LARIMIZ VE YARATIKLARIMIZ

AVAIKI, YERALTI KRALI, POLONEZ MİTOLOJİSİ

Polonez mitolojisine gore, Avaiki, Miru tarafından yönetilen yeraltıdır, birçok tünellerden, mağaralardan ve salonlardan tanrılar tarafından oluşturulmuştur.

AKTUNOWİHİO, ÇEYEN

Çeyen mitolojisinde, Aktunowihio, toprağın, yani yeraltının ruhudur.

BARBERGAZİ

Fransa ve İşviçre dağlarında, mağaralarda yaşayan küçük gınomlardır. Diğer gınomlardan farkı büyük ayaklarıdır. Buda onların karda yürümesini ve hatta kaymasını kolaylaştırır. Saçları donmuştur o yüzden bazen buzdan sarkıtlara benzer. Ağaç seviyesinin altına hiçbir zaman inmezler.

BUBUS

Mağaralarda yaşayan ufak macaristanlı bir yaratık.

CAMAZOTZ, MAYA

Maya mitolojisindeki, yarasa tanrısıdır. Hizmetçileri, kan içen ve istediği an yarasaya dönen insanlardır. Yarasa burada, geceyi, ölüm ve kurban sunmak ile ilintilidir. Camazotz efsanesi, Meksika, Guatemala ve Brazilya’da bir zamanlar var olan büyük kan içiçi yarasalardan türediği varsayılmaktadır.

DWARF

Mitolojide, yaşayan cüce insancıklardır. Genelde yeraltında, mağaralarda yaşarlar. Normalde insanlara karşı çekingen olsalarda insanlar için bazen ufak işler yapabilirler.

DRACS

Draklar mağaralarda yaşarlar ve nehir boyunda çamaşır yıkamaya gelen kadınları beklerler. Daha sonra kendilerini kadınlara ulaştırabilmek için altın yüzüğe dönüştürürler.

ECHIDNE, LİBYA

Libya mitolojisinde, Echidne, yarı güzel kadın yarı yılan bir yaratıkdır. Ölüm ve yeraltı tanrıçasıdır.

ELİLEİTHYİA

 Homer’e göre, Elileithyia, doğum sancısı tanrıçası’dır. Girit’teki Amnisos’ta mağara’da doğmuştur. Oldukça popular bir külte sahip olan tanrıça, Amnisos’ta ki mağarada bulunan bir dikitin biçimi, tanrıçanın vucüt biçimine benzetilir.

GAUNA, BOTSWANA

Botswana’da yaşayan kabilelerin mitolojisinde, Gauna, ölümdür, ruhların lideridir. Yeraltında yaşar ve devamlı olarak yerüstüne canlıları yakalamak için çıkar.

HADES, YERALTI HAKİMİ, YUNAN VE ROMA MİTOLOJİSİ

Ölülerin diyarı, persofon ve plüto tarafından hükmedilen yerin altında, yaşayanlardan uzakta, Styx denilen nehirin yaşayanlardan ayırdığı diyar. Hades’e izinsiz giriş yapmaya çalışan ruhlar, Cerberus diye adlandırılan köpek tarafından engellenir.

HANS HAGEN

Bohemya, Prag, Çekoslavakya’da ki mağaralarda ikame eden, II. Dünya savaşın’da ölen SS veya Alman askerinin hayaletidir. Bazı Alman fanatiklerine göre savaşmaya devam eden o bir kurt-adamdır, bazılarına göre ölen bir Alman askerinin üniformasını giymiş bir suçludur. Zaman zaman adam öldüren ve ikame ettiği bazı mağaraların belli bölümlerini çökerten birisidir.

LAİNO

Bask kültüründe sis’in insanlaşmış halidir ve genellikle mağaralarda saklanır.

LJANAS

Kuzey İspanya kültürüne göre, Ljanas, mağaralarda tamamen çıplak yaşayan, uzun göğüsleri olan kadın yaratıklardır. Göğüsleri o kadar uzundur ki, yürüyebilmek için göğüslerini omuzlarının üzerinden arkaya atmak zorunda kalırlar. Gürültülü ve hırslıdırlar, devamlı olarak yemek için bakınırlar ve izinsiz evlere girerler. Tehlikeli değildirler ama can sıkarlar.

MARI, YERALTI KRALİÇESİ, BASK, İSPANYA

Mari, Bask geleneklerindeki en belirgin mittir. Şüphe götürmeyecek şekilde çok güzel bir kadındır, Mari. Toprağın derinliklerinde yaşar, zaman zaman yerüstüne çıkar ve dağdan dağa dolaşır. Gün ışığı ile kömürü altına, altını kömüre dönüştürür. Hiçbir şekilde yaşayan bir canlıyı, yaşadığı mağaraya yaklaştırmaz.

NDARA, SULAWESI ADASI

Sulawesi adası mitolojisinde, yeraltı tanrısıdır.

NERGAL, MEZOPOTAMYA

Nergal, Babil yeraltı tanrısıdır. Daha çok yaşamdaki riskler ve belirsizlikler ile ilintilidir ve genelde ölüm getirir.

NYMPHS

Doğa’nın ruhudur. Ağaçlarda, çayırlarda, mağaralarda dağlarda ve denizlerdedir.

RATİ-MBATİ-NDUA, FİJİ

Fiji mitolojisinde, ölüm getiren yeraltı tanrısıdır. Büyük kanatları vardır ve elleri yoktur.

POLYPHEMUS

Poseidon ve Thoosa’nın oğludur. Yarı insan olan polyphemus, çok iri olup, alnının ortasında tek gözü olan canavarlardandır. Sicilya’nın uzak bir kısmındaki mağaralarda yaşadığı varsayılır ve insan eti dahil olmak üzere çiğ et yerler.

SEDNA, ESKİMO

Sedna, Eskimo kültüründe, yeraltı metresidir.

TEJU-JAGUA, GUARANİ

Guarani mitolojisinde, Teju-Jagua yedi kopek kafalı koca bir kertenkeledir. Mağaraların efendisi ve meyvaların koruyucusudur.

THARDID JIMBO, AVUSTURALYA

Thardid Jimbo, Avustralya mitolojisinde, mağarada yaşayan yedi fitlik bir devdir ve her sabah avlanmak için mağarasından çıkar.

TUONELA, FİNLANDİYA

Tuonela, Fin mitolojisinde, hastalıklar ve ceset yiyen canavarların yaşadığı yeraltıdır.

TROLL

İskandinav mitolojilerinde, troll’ler çirkin, kötü ve insanlığa düşman yaratıklardır. Bir insan’dan çok daha büyük ve güçlüdür. Mağaralarda yaşarlar, sadece geceleri avlanmak için çıkarlar ve günışığına rast gelirlerse, taşlaşırlar. İnsan eti yemeyi çok severler.

YHI, YERALTI HAKİMİ (ABORJİN), AVUSTURALYA MİTOLOJİSİ

Yhi, rüya’da uyuyan tanrıça, çıplak bir dünyaya uyanır. Tanrıça, ışık yayar. Yürüdüğü yerlerde, bitkiler ve çiçekler açar. Mağaranın derinliklerine girdiğinde, şekilleşmeye çalışan ruhları sezer ve onları yaratır. Mağara’da sevinç ve ışık bırakarak ayrılır. Yalnız, Yhi tanrıçasının anatomi ile alakası pek olmadığı için, yarattıklarının hareket kabiliyetleri yoktur; ayak yok, el yok, kanat yoktur.

 

KAYNAKÇA:

1.      Encyclopedia Mythica

2.      www.mythglinks.org

3.      www.shortopedia.com

4.      www.answers.com

5.      www.buber.net

6.      www.fas.org

7.      www.showcaves.com

8.      www.cavespirit.net

9.      The Magic Of Caves by Walter Wright Arthen, İnternette yayınlanan makale

10.  Mystical Caves Used Throughout Mythologhy, İnternette yayınlanan bir makale, www.studyworld.com

11.  www.nevruzbaba.com

12.  “Eski Türkler”, L.N.Gumilev, Selenge yayınları, Istanbul, 2002.



[1] Anadolu Speleoloji Grubu üyesi, enderusul2009@gmail.com

[2] Kaynakça: www.turan.tc,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg