17 Aralık 2010 Cuma

ZİNDAN MAĞARASI

Isparta’nın Aksu ilçesinin dışında turizme açılmış olan Zindan Mağarası'nı Düdenyayla gezisinden fırsat bilerek ziyaret ettik.

Zindan Mağarası 765 m uzunluğunda olup 300 metreyi aşkın bölümü ışıklandırılmıştır. Ziyaretimizi ağustos ayında yaptık. Genel izlenimimiz, böylesine güzel bir mağara nasıl bu kadar sahipsiz bırakılabilir, oldu? Türkiye’de her şeyin kâğıt üstünde sahibi olmakla beraber bu mağaranın sahipsiz olması açıkçası bizi çok düşündürdü. Sahipsizlik fikrini düşündüren nedenleri aşağıda sıraladık. Umarız yetkililer bu konularda bir şeyler yaparlar ve gelir sağlayan bir işletmeyi olması gerektiği gibi işletirler; yani koruyarak. Koruma olmadan geri dönülemez şekilde hasara uğrayan mağaralarımız yavaş yavaş olmaktan çıkmaya başlayacaklardır. Aslında turizme açılan mağaraların kaçta kaçı ekonomik kazanç sağlamakta sorgusunu irdelemek lazım ama burada yerimiz yok.

Kötü işletmenin işaretleri
1.      Rehber yok. Böylesine hem arkeolojik hem de jeolojik güzellikleri olan bir mağarada mutlaka ve mutlaka rehber olması lazım. Bu mağara, turistlerin kendi başlarına hiçbir bilgi almadan sadece güzelliklere bakarak gezip dolaşacağı bir mağara değildir. Bu mağara, içinde tarih ve birçok hikâye barındırmaktadır; hem arkeolojik hem de jeolojik. Rehberin olmaması yüzünden en büyük zararı yine turistlerin (bilgisiz, ne yaptığını bilmeyen, bir sarkıtın belki yüz belki binlerce yılda oluştuğunu bilmeyen) kendileri vermektedir.

2.      Önündeki geç Roma döneminde kalıntılarda yapılan kalitesiz eklemeleri görmek için sanırım arkeolog olmaya gerek yoktur.

3.      Mağara içindeki sayısız “Ahmet buradaydı. Şeyda Mehmet’i seviyor” gibi sonu gelmeyen duvar yazıları maalesef geri dönülemez hasar vermektedir. Oysa belli zamanlarda rehber eşliğinde girilse, hasar oluşmadan, rehber tarafından rahatlıkla engellenir. Ayrıca, bir rehberin bu mağaradan para kazanması da mağaraya karşı daha duyarlı olmasını sağlayacaktır. Turistlerin kendi başlarına gezezebilmelerinden aldıkları cesaretle yanlarına hatıra almak için kırdıkları sayısız sarkıt ve dikitleri saymadık. İnanılmaz bir biçimde güzelim oluşumlar gözünüzün önünde kırılmış bir şekilde durmakta… Şimdilik… Yakında o da kalmayacak.

4.      Işıklandırma, devamlı yanan lambalar yerine sensörlü olmalıdır. Sürekli yanan ışıklar yüzünden yavaş yavaş mağara duvarlarında yosunlaşma başlamıştır ki bu da soğuk ışık kaynağı kullanılmadığını göstermektedir.
Buradan yetkililere sesleniyoruz, rehber ve ışıklandırmayı doğru düzenleyerek birçok hasarın önüne geçilebilir. Binlerce yılda oluşmuş doğal güzellikleri KORUYARAK ekonomik katma değerini KORUYALIM yoksa yakında o da kalmayacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg