10 Aralık 2010 Cuma

Sadece Mağaraları Korumak mı?


Yaklaşık 5-6 günlük Orta Toroslarda mağara araştırma gezisinden geri döndük. Geçenlerde Pınarbaşı Kastamonu'da yerel otoritelere yaptığımız sunumda kireçtaşlarının kirlenmeye en açık arazi yapısı olduğundan bahsetmiştik ve mutlaka kirliliğin engellenmesi gerektiğini söylemiştik. Projelerimiz nedeniyle konsantrasyonumuz Türkiye'nin kuzeyindeyken güneydeki tehlikelerin farkına varamadık. En büyük tehlike yayların tehlikeli biçimde betonlaşması ve kirlenmesi.
En somut örneğini, Hadim Korualan Perşembe yaylasında gördük. İnsanlar sadece 3 ayını geçirmek için betorname evler, villalar hatta cami filan yapmışlar. Bu yaylada da çok büyük bir havzanın suyunu toplayan bir düden var. Müthiş bir ağzı var ve yazın en kurak mevsimde bile içine deli gibi su giriyor, hem de 3 koldan topladığı sular. Yaylalar kime ait? Devlete. Gel gör ki, yaylalara yerleşen aşağı köy sakinleri müthiş bir şekilde yağmalama işlemine girmiş ve hatta arazi yüzünden yan yaylada yerleşik diğer köylerin sakinleri ile düşman bile olmuşlar, arada adamlar ölmüş, 3 onlardan 3 bunlardan. Yaşlı bir ihtiyarın boğazını kesmişler en son. Yan yayla bu yaylanın sakinlerini (!) kaçırmak için düdenin ağzını beton ve çimento ile kapatmış. Yaylayı su basacak aklı sıra...Şaka gibi değil mi? ama değil. Bunu fark eden yayla sakinleri, hemen delik açıyorlar koskoca mağaranın ağzında ve betonun bir kısmını yıkıyorlar. Oh! neyse artık su altında kalmayacaklar. Fakat bu kadar akan suyun boşa gitmesine de gönülleri razı olmuyor. Ne mi yapıyorlar? bahçeleri sulamak için mağaranın önüne setten havuzlar yapıp, elektrikte üreteceklermiş. Mini HES vakası yani anlayacağınız. Biz gördük bütün yaylanın etrafındaki elektrik direkleri yetmiyormuş gibi bir de mağaranın ağzına trafo, direk v.b. bilumum malzeme yığılmış. Tabii ki mağaranın ağzına kadar açılan yollardan bahsetmeyeyim.
Neyse, mağaranın devasa ağzı, muhteşem heybetli görünüşü ve potansiyeline istinaden bir keşif yapalım dedik ve içeri girdik. Mağara sola dönüp 100 m ilerde sifon yaptı. Devasa giden bir iki kolla beraber güzel bir mağara dedik ama içi inanılmaz pisti. Ne ararsan var içerde!...Terlikler, plastik torbalar, pet şiseler neler neler !. İçim burkuldu. Kışın 2-3 m yağan kar sadece bu yayladan değil diğer yaylalardan da önününde ne varsa katıp getiriyor haliyle. bu kirli suyu da aşağıdaki kasaba ve köyler içiyor.
Bu kirlenmeyi her yaylada gördük ve inanılmaz bir biçimde betonlaşmaya doğru gidiyor yaylalar!. Buna nasıl dur denir bilemiyorum. Belki kamuoyu yaratarak başka bir şey gelmiyor aklıma.
Federasyon ve mağara koruma kurulumuz belki bir protesto mektubu yazarsa, en azından bir adım atmış oluruz bu konuda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg