10 Aralık 2010 Cuma

Mağara Psikolojisi


Psikoloji okumakla beraber üniversitede anadalım değildi. Size burada mağarada rastladığım değişik, psikoloji ile ilgili anılarımı anlatmak istiyorum.
Yer: Çukurpınar. -750 m mağara içinde kamptayız. Ben, rahmetli Evren, Cenk Borluk. Diğer çadırda; Osman Demirel, Aslan
Mutaf ve Bülent Genç. Vardiya usulü (8 saat çalışmak ve kampa geri dönmek) çalışıyoruz..
-800 m'lerde bir yerlerdeyiz artık..Kampa döndük ve yattık. Arkada ana galeride akan suyun şırıltısı hem ninni gibi geliyor hem de sinir bozuyor..Çişimiz nasıl gelmedi ben hala merak ediyorum. Yani uyurken çok rahatlıkla işeyebilirdik tulumlara. Uykumuz geliyor ama hemen uykuya dalamıyoruz. Zifiri karanlık, önce Evren başlıyor; "abi şöyle bir kuzu olsa da yesek, canım acayip çekti, çızır çızır"..Arkadan daha Evren bitirmeden Cenk başladı " yaaa manyak mıyım ne işim var burda? şimdi Bodrum'da kızlarla olacaktım, ahh ahh.." Yavaş yavaş uykuya daldık. Kalktığımda tabii ki heryer zifiri karanlıktı..Acayip bir duygu, uyanıyorsun ama karanlık bir denizin içinde gibisin. Sanki şekerleme yapmışız gibi geldi bana..Saate bir baktım, 8 saat kesintisiz uyumuşuz. Ohaa yani..Neyse yine vardiya usulü kalktık, yemek yedik. Günün hangi saatindeyiz takipteyiz yani yüzeyde gündüz sabah kalkmışız ama yediklerimiz bize bir kahvaltı yapmışız duygusu vermiyor..Neyse kalktık gittik gene çalıştık. -960 m'deyiz..Çukur'un gördüğüm en derin yeri..Oradan döndük, geldik gene yattık. Yattık kalktık, sanki şekerleme yaptık ama bir 8 saat daha geçmiş. Kesinlikle 8 saat geçtiğini anlamadım, anlayamadım..
Yer: Çukurpınar. -400 m'lerdeyiz (sanırım). Osman Demirel ve ben, tek başımıza döşeme topluyoruz. Yeni arkadaşların canlandırabilmeleri için detaylı anlatayım. Toplanan ipler yaklaşık 400 m kadar 2 öbek halinde yerde, tabii ki çantalarda değil. Zaten bende 3-4 tane çanta, Osman'da da bir o kadar var. Yani yüklüyüz..Her inişin başında toplanan ipler birbirine bağlanıyor, ne kadar ilerlemişsek, bütün o 2 öbek ip yığını, kollarımızın kuvveti kadar ha babam de babam çekiyoruz ve geldiğimiz noktada yeni öbekler yapıyoruz..Bu böyle gidiyor..Sanırım -300 m'lerde ufak bir inişi çıkıyorum..Sırtımda çanta, göbek bağıma taktığım 2 çanta (teknik malzeme dolu) ile çıkmaya çalışıyorum..Ben bağıra bağıra "aghh, ınhhh" şeklinde 2-3 m tırmanıyor ve dinlenmek için duruyorum. Tam böyle bir anda, mağara duvarında yanıp sönen ışıklar görmeye başladım..Önce bir anlam veremedim "n'oluyoz" diye düşünürken sonradan anladım. Zorlamadan dolayı gözümün önünde yıldızlar yanıp sönüyor yani mağara da ruhlar aleminden bir şey yok diye düşünürken, alttan Osman oturduğu kayada, gördüm gördüm dedi..Efendim Osman neyi gördün? "Şeytanı şeytanı" dedi. Herhalde şaka filan yapıyor dedim..Adam ciddi ciddi konuşuyor "şeytanı" gördüm diye. Kısmette budur yani, şeytan görmek, huri filan değil yani..Yani çıplak huriler çıksaydı fena mı olurdu.
Yer: Düdenyayla. -200 m'lerdeyiz. Ben, İlker ve Esra. Mozart Salonu'na kadar döşeme yapmışız (-280 m). Ölçtük ve döşemeyi geri topluyoruz. BÜMAK'ta ki battal boy çantalardan var hepimizde. Kaç saattir mağaradayız artık koptum hatırlamıyorum ama herhalde kolaylıkla 12 saati geçmiştir. Ve biz dönüş yolunda -200 m'deyiz. Acayip yorulmuşum. Toprak bir yer bulduk kendimize ve yemek yemeye başladık. Halen bugün bile İlker'e ve Esra'ya helal olsun diyorum, birisi ocak ve sıcak termosta kahve almış. Yediğim barbunya'yı bir güzel ısıttım, üzerine sıcak kahve. Müthiş geldi. eldivenlerim ıslak ve buz gibi, onları da ocakta ısıttım bir güzel ohh gel keyfim gel. Bir anda moralim yerine geldi..Sanırım 45 dk harcadık orada ama acayip değdi. En son ağzıma sakız attım ve sıcak eldivenleri giydim ve başladık gene..
Dile kolay, 4-5 tane battal boy mağara çantası, hayvan gibi ağır bütün o filler galerisini aştık ve büyük salondan yavaş yavaş çıkarak mağaranın ağzına vardık ve çıktık. Tam 24 saat geçmişti..24 saat..Ekip ve mağara güzeldi.
Bir zamanlar takıntım vardı. Girdiğin mağaraya "saygı" göstereceksin diyerek dişlerimi fırçalamadan ve ağzıma sakız atmadan girmezdim..Biraz sıcak, biraz sakız, 24 saati etmiştim.
Takıntıya bak..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg