KARLIK KUYLUCU : KARADENİZ'İN EN DERİN MAĞARASININ KEŞİF HİKAYESİ Elimdeki dalgıç projektörün ışığı karanlıkları deliyor. Dizime kadar kar içindeyim, ışığın aydınlattığı yere bakıyorum, lapa lapa yoğun kar yağıyor. Bir yandan müthiş bir sakinlik var içimde ama bir yandan da gecenin saat 10'nu olmuş ve bir an önce yayla evlerini bulmam lazım. Arkaya bakıyorum 8 kişi sırt çantaları ve mağaracılıkla ilgili teknik malzeme çantaları hafif endişeli ve yorgun yüzlerle bana bakıyorlar. Geldik mi? Bende aynı soruyu soruyorum kendime çünkü telefonumda GPS kayıtları var ama orman yollarını göstermediği için maalesef pek bir işe yaramıyor. Yine de beş on saniye karşımdaki manzaranın doyumsuz güzelliğine takılıyorum. Yolu kaybettim ve önümde düz bir alan var, bitiminde orman başlıyor ve her yer siyah bir örtü içinde ve ışığın önünde dans eden bembeyaz kar taneleri var o kadar. Geldik mi? 1-2 saattir “300 metre kaldı, 400 metre kaldı” şeklinde insanları oyalamayla geçti ama sanırım h...
Bu blogdaki popüler yayınlar
KARANLIĞI FOTOĞRAFLAMAK (YERALTI VE IŞIKLI FOTOĞRAF ÇEKMENİN TARİHÇESİ) Chris Howes
GİRİŞ Mağaraları ziyaret edenler genellikle başlangıçta günışığının olduğu ağızları ziyaret ediyorlardı ama özellikle kraliçe Elizabeth döneminde, merak düzeyi giderek artıyordu. Meraklı insanlar, gerçek anlamda mağaraların ne kadar ilerlediğini mağaraya girmeden, yüzeyden bir şekilde değişik yöntemler bularak keşfetmeye çalışıyorlardı. Mesela 1600 yılında Robert Dudley, Derbyshire’daki Eldon Hole mağarasına merak sarmıştı. Bu mağaranın ağzındaki karanlık deliğin, sonsuz bir boşluğa veya en azından bir iki bin feet derinliğe ulaştığı zannedilirdi. Dudley, gerçeği bulmak için, kölesi George Bradley’i bir ipin ucuna bağlayıp o karanlık derinlikten aşağı sallandırmıştı. Ne yapılsa da ip yetmemiş, zavallı köle yüzeye geri çekilmişti. Köle’nin saçları beyazlamış ve delirmişti zaten bir iki gün sonra da şoktan ölmüştü. Böylesi durumlar zaten mağaraları çevreleyen mit ve kahramanları aydınlatmak için yeterli değildi. 18 ve 19. Yüzyıllarda insanları okuma merakı sarmıştı. Bu da kitapla...
ASPEG`IN 10. YILI
Evde elimde telefon, salonda yazdığım bir kağıttan yeni mağara grup isimlerini Ali Yamaç'a okuyorum. "................grubu, anadolu speleoloji grubu" gibi iki üç tane isim saydıktan sonra Anadolu Speleoloji Grubu olsun diyerek, grubun isminde karar kıldık. Sırf bazı arkadaşlarımızı kırmamak, Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü'nün ismine benzesin diye ısrar edenlere ve Boğaziçi Uluslararası Mağara Araştırma Derneği ismine bir şey dememiştik, amacımız ise bir şekilde dernek olalım ve dernek çatısı altında mağaracılık yapmak olduğu için çok fazla takılmamıştık. Yine de ASPEG isimle, grubumuz en azından isim olarak daha kapsayıcı olmuştu ve açıkcası memnun olmuştum. Telefonu kapadım ve ister istemez ileriyi düşünmeye başladım. BUMAD'dan ayrılalı daha yeni olmuştu, yeni bir grup kurmaktaydık. Kendi kendime acaba 5. yılı, 10. yılı. 15.yıllarını görebilecek miydik? o kadar yaşatabilecek miydik acaba?. Ne de olsa BÜMAK'ta başkan iken, 15.yılını organize...
Yorumlar
Yorum Gönder