11 Kasım 2009 Çarşamba

MAĞARACILIKTA EKLEKTİK AKIMI: ASPEG

Eklektik mağaracılık? ASPEG sanırım buna iyi bir örnek oluşturuyor. Bir kişinin veya grubun eklektik olup olmadığına karar vermek için değişik açılardan bakmakta fayda var. Ben burada grup olarak üyelerimizin çeşitliliği, grubun işleyişi ve geliştirdiği politikalara baktığımızda eklektik yorumunu yapabiliyorum.


İlk önce, üyelerimiz. Herhalde Türkiye’de bu kadar çeşitli insanların bir araya geldiği bir grup yoktur sanırım. Öğrencilerden tutun, subayımızdan özel sektörde çalışanlara (ATM makinaları tamir edenden, otel’de çalışanlara, firma sahiplerine) ve hepsi kendine münhasır insanlar. Düşünceler ve fikirlerde çok seslilik. Kendi tanıtım sistemi içinde belli bir şekilde seçilmiş insanlar, birbirlerini bulmuşlar. En son Kıbrıslı bir arkadaşımız katıldı aramıza; Andaç. Bir hotel’de bilgi işlem’de çalışan, her türlü kamp malzemesi olan ve son derece kafa çıkan yani bize uyan bir arkadaşımız. Üye olurken seçmemiz şu şekilde oldu. Düdenyayla’ya gel ama kamp malzemen olması lazım var mı? “hepsi var abi!”. O zaman tamam dedik. Tabii arada bize şevkle iletilen Kıbrıs’la ilgili mağara bilgileri de hızlandırıcı faktör oldu hep.


Grubun işleyişi bir garip yani ihtiyaçlara göre seçerek gidiyoruz. Grubuz ama dernek değiliz. Dernek değiliz ama dernek gibi hareket ediyoruz; tüzüğümüz, yön-kur’umuz denetleme kurulumuz bile var. Yön-kur toplantıları 5 kişi arasında geçmiyor. Genişletilmiş yön-kur gibi bir kavramı birazda eski BÜMAK mantığı ile hareket ederek birçok üye konular konusunda görüş bildirebiliyor ve karar mekanizmasının bir parçası oluyor ama sürümceme de kalan ve zor konularda da karar alma mekanizmasını hızlandırmak adına sadece yönkur üyeleri ile hallediyoruz. Arada birde yahoo grubunda üye olmayan diğer 40 kişiye de fikir beyan etmesi için zaman zaman danışıyoruz özellikle yapılan anketlerle nabız yokluyoruz. Kurullar aracılığı ve gönüllülük esasına göre işler paylaşılmıştır bu da (herkes bu fikrime katılmasa da) birçok üye aktif olarak çalışmaktadır.
Gelelim grubun politikalarına. Oluşturduğumuz politikalar Türkiye’de var olan genel akımla birebir, aynısı olmayan ve belli yerlerde örtüşmeyen, çakışmayan politikalardır. Mesela biz yabancı mağaracılara karşıyızdır ama sadece tek başlarına gelirlerse, sadece sportif takılırlarsa ve Türk mağaracılığı bir şekilde bundan nemalanmazsa. Dünya’da ki mağaracılık alanındaki işbirliğinin, özellikle bilimsel olarak farkında olan biz, bize veya Türkiye’de mağaracılığa katkıda bulunacak işbirliğine açığızdır. Diğer politikaları burada tek tek saymayacağım hepsini websitesi’nde bulabilirsiniz ama politikalarımız ana akımdan tepki görmektedir bu da ASPEG’in farklı bakış açısı olduğunu göstermektedir.


Tabii burada ASPEG’in eklektik olmasından bahsediyorum ama eklektik ne demek?
Sözlüğe göre İngilizceden devşirme eklektik: (i) Çeşitli sistem ve kaynaklardan derlenmiş; seçme şeylerden ibaret; seçen, derleyen; (i). Felsefe ve sanatta belirli bir inancı olmayıp çeşitli fikirler ve üsluplar içinden kendine uygun gelenleri seçen kimse, değişik sistem ve fikirleri birleştiren kimse. eclectically (z).seçip toplayarak, derleyerek. eclecticism (i). seçip toplamak eğilimi.
Sanırım ASPEG’i kuvvetli yapan her yaptığı işte eklektik davranmasıdır. Bu yapı içinde özellikle üyelerinin eklektik olması zaman zaman yorsa da, farkında olmadan ASPEG’i güçlü yapan en büyük etkendir.


Cadı Kazanı Mağaracılık E bülteni sayı 8'den alınmıştır.


Mağaracılıkta bilimsellik ve bir özür

Mağaracılık grubumuz ASPEG'de son zamanlarda hararetle tartışılan konulardan ve suçlamalara dönüşen bir konu da ne kadar bilimsel çalıştığımız..

Bu grubu kurmadan evvelde bendenizin görüşü BÜMAK'ta çok bilimsel çalışmadığımız, asgari bilimsellik diye nitelediğim rapor ve harita yazmayı, çizmeyi ve yayınlamayı yeterli bulmamıştım. Boğaziçi'nin yerbilimleri dalı olmadığı için özellikle jeoloji, jeomorfoloji, jeofizik gibi dallarda mağaracılığımıza öğrenci ve bilimadamı desteğinin olmadığı idi.

Evet, ben yanlış düşünmüşüm ve özür diliyorum.

Mağaracılık gibi bir konuda bilimsel çalışma adına yapılan en büyük adımın, dikkat bilimsel çalışma için adımın, KEŞİF'in kendisini eklemeyi unutmuşum veya gözardı etmişim. Aslında mağaracılıkta ki en büyük adımlardan biri bu KEŞİF. Niye bir bilinmeze adım atıyorsun, ince bir ipin üzerinde sallanıyorsun veya çok sıkışık, yarı sifon bazen sifonlardan geçiyorsun. Yani hayatını riske sokuyorsun.

Aslında BÜMAK'ta yaptığımız 1.adım KEŞİF 2.adım KEŞİF'i belgeleme 3. KEŞİF'i yayınlama işleri yapmışız. Ben kendi adıma 2.adımdan başlatmışım kendi bilimselliğimi..Yanlış. 1.adımı yok saymamışım ama o keşifi yapabilecek uzmanlıkta veya tecrübede olduğum için onu gözardı etmişim.

BÜMAK'tayken bunun üzerine daha fazla bilimsel veya daha farklı bilimsel çalışma koyabilir miydik?

O tamamen o grupta işin uzmanı olup olmadığına veya uzmanı olmasa bile hevesli mağaracıların o konulara el atıp atmamasına bağlı.

Şimdi dönelim günümüze..ASPEG'te bir kısım insan diyor "ya grup çok sportife, haydi söyleyelim dikey mağaracılığa kayıyor, bilimsel çalışma veya bilimsel mağaracılık insanların beynine fazla işlenmiyor".

Problem aslında ASPEG'in çok yeni bir grup olması ve biz eskilerin çok doğal olarak gördüğümüz, özellikle Türkiye gibi dağlık arazisi ve dolayısıyla ağırlıkla dikey mağaraları olan bir çoğrafya da, teknik becerilerin daha yeni yeni insanlara aktarıldığını unutuyoruz.

ASPEG'in grup içindeki insanların dağılımına bakarsak; aramızda mağaracılıkla ilgili bilimsel dallarda çalışan bir uzman, doçent, dr veya prof yok. Öğrenciler var. Onlarda 1.sınıfta. Bende dahil olmak üzere birçok insan bu arkadaşlardan birşeyler bekledik ama daha girdikleri bilimdalını yeni öğrendiklerini unuttuk.

Bir zamanlar Fatih Büyüktopçu şundan yakınmıştı..Akademik çevreler mağaracılığa ilgi göstermiyor. Haklıymış bu konuda. Akademik çevrelerde mağara ortamını kaç bilimadamı kullanıyor?

O zaman ASPEG olarak ya daha büyük sınıflara yöneleceğiz ya da tüzüğümüzde yer alan "bilim kurulu"'nu ciddeye alıp adam gibi hangi alanlarda boşluğumuz varsa bilimadamlarının peşine takılıp bizimle çalışmalarını sağlayacağız. Bunun içinde uğraşacağız, ter atacağız.

Gelelim diğer bir seçeneğe. Mağaracılığa başlayanlara bilimsel mağaracılık yaptığımızdan dem vurup, eğitmek. İyi güzel birşey tabii mağaracılığın keşifinden başka bilimsel çalışmalar yapabileceğini sunmak, ki bunu da sunuyoruz ve farkındalık yaratıyoruz. Bu seçenekte, eğer uzmanı değilse kişinin hevesi giriyor işin içine. Biz istediğimiz kadar farkındalık yaratalım mağaracı adayında ama içinde istek yoksa ve biz bunu istediğimiz kadar saatlerce eğitimini de versek, farkındalıkta kalacak.

Örnek olarak kendimden vereyim. Geçtiğimiz haftasonu, mağara arkeolojisi ile ilgili eğitim aldık. Gayette güzeldi. Az buçuk bildiğim bir konuda bilgilendim, genel kültürüm arttı ama bu beni içinde arkeolojik değerleri olan bir mağara çıktığında, kazı yapmaya, bırakın onu bir arkeolog gözetmen olmadan o kalıntıları oradan çıkartmaya dahi yetecek bir eğitim olmadığı, olsa bile benim ilgi alanıma girmediği çok aşikar.

bu konuda artık bir derecelendirme yapmak lazımdır. Yani kişilerin aldığı eğitime göre bilimsel çalışmalar şu şekilde olmalıdır;

1. Mağara Keşfi - Bu mağaracı olmanın temel şartıdır. Bu konuda tecrübelenmek lazımdır ve bunu kendini kısıtlamayacak şekilde sakat olmayan herkes, eğitimine bakılmaksızın, bunu almak zorundadır. Aslında kendini ve grubu tehlikeye atmadan belli bir tecrübe edinmek nereden bakarsanız bakın 3-4 yıl alıyor.

2. Mağara'da ölçüm: Keşfi yapılmış bir mağara'nın ara adımı olan ölçümü, yine eğitimine bakılmaksızın, herkese verilmeli ve bu konuda eğitilmelidir. Bu konu mağaracılığın temeli olan KEŞİF için elzem bir eğitimdir. Bence herkes ölçüm alabilmeli ve almalıdır.

3. Mağara haritası çizimi: Mağara çizimi normalde mağaracıların eğitimine bakılmaksızın verilebilecek bir eğitimdir. Bununla birlikte burada heves ve istek işin içine girmeye başlıyor. Dolayısıyla, olabildiğince eğitmenler tarafından farkındalık yaratılıp insanların içindeki hevesi uyandırmak lazımdır. İlla ki herkesin mağara haritası çizmesi lazımdır diye birşey söylemiyorum.

4. Mağara da yapabileceğimiz diğer bilimsel faaliyetler: Bu konularda, buna biyolojik numune de dahil olmak üzere, eğitimlerle sadece farkındalık yaratabiliriz. İnsanlara, mağaracılığın sadece keşif olmadığını gösterebiliriz ama insanlar bu konuda eğitim almamış ise işin içine tamamen kişisel merak giriyor. Meraklı olan adam öğrenir, olmayan öğrenmez yapmak istemez ama farkındadır.

ASPEG olarak bizim, çok yeni grup olduğumuzu unutmamız hele hele, insanların tehlikeli ortamlara yani mağaralara girip güvenli bir şekilde keşif yapmalarını ve bunları yaparken de hevesle sarılabilecekleri hangi konular varsa onları birer eğitim, seminer şeklinde vermemiz gerekmektedir.

1 yıl geriye dönüp baktığımızda, 4. madde de ki bilimsel çalışmalar adına verilen ilk ciddi eğitimin biyoloji numune toplaması olduğu ve kişinin uzmanı Peter Beron tarafından verildiğini unutmayalım. Temmuz 2008'den bu yana, ASPEG'de birçok eğitim verildi. Ben iddia ediyorum, başka bir grupta bu kadar eğitim verilmiyordur. Dolayısıyla, bir nefes alıp düşünmemizde fayda var.



Son bir konu var; Rekor kırmak !....

İnsanlığın başlangıcından beri varolan yarışma, öne geçme, zoru başarma, başkalarının yapmadığını yapmak gibi kavramlar her zaman vardı ve olmaya da devam edecek. Şimdi bazılarımız bu konuya neredeyse "tuuu, kaka!" diyecek hale getirdi. Buna kesinlikle karşıyım. Yazören mağarasını sıralamaya soktuğumuzda herkeste hafif gururla karışık mutlu bakışlar vardı.

Rekor da dahil olmak üzere, araştırdığımız mağaraları Türkiye'de ki sıralamaya sokmak önemlidir.

"BÜMAK, 2 tane -1000 m'si olan yegane üniversite kulübü'dür" diye gururlanan eskilerimiz, eminim ASPEG'in kendine ait önemli keşifleri olmasından da mutlu olacaklardır.

Beni, ASPEG olarak önemli bir keşfe imza atmak da, çok önemli bir troglobit bulup dünya literatürüne katmakta, bir fiil içinde olsam da olmasam da mutlu eder.

Ben bu mutluluğa erişmek için en iyi bildiğimi, tecrübelerimi elimden geldiğince aktarmaya çalışıyorum.

26 Haziran 2009 Cuma

3. BSU Kampı




Herkese Antalya Olimpos'tan selamlar. Saat 10:30 gibi Gülşen'le Kadir'in kütük evlerine geldik. BSU masasında üye olduk ve t-shirtlere 20 tl verdik. Ortada ilk gördüğüm mağaracılar, egeliler ve mad'lılardı. Yabancılardan çok tanıdığım olmadığı için kampta varlarmı yoklarmı bilemedim. Neyse ilk muhabbettimizi MAD'lılardan Emrah Öztekin ile yaptık. Onlarda Küre milli parkında çalıştıkları birkaç mağara varmış. Bende yaptığımız çalışmaları "küre milli parkı mağaraları" adlı bir kitapta yayınlayacağız dedik. Haritaları ve örnek çalışmalarını verebilirlerse onların ismi ile yayınlarız böylelikle daha tamam bir kitap olur dedim. Mad'ın genç ANÜMAB'tan geçme arkadaşlar ile tanıştım ve bakteriyoloji konusunda çalışıyorlarmış. Belki beraber bir çalışma olabilir diye isimlerini ve e postalarını aldım.

Standımız gayet güzel olmuş, Elif'in eline sağlık valla.

Günün sürprizi Sinan oldu. Sinan yeni üyelerimizden Hande ve arkadaşları Ceren'le beraber kampa geldiler.

Bir anda bayağı neşelendik. Oannalayda biraraya geldiğimizde tek eksiğimiz Ceyhun kaldı.

Öğleni herkes denizde geçirdi.

Akşama doğru yemekten sonra biranda benim sunum yapacağım söylendi, bull bar'da. Bende apar topar bilgisayarı kaptığım gibi gittim, gittim de bull bar'da bir tek ben vardım :). Neyse Ferit ESMAD'dan projektörle ve dandik bir beyaz bir pano ile geldi. Hiçbir şekilde bir görevli filan yoktu. Hep beraber sahneyi ve projektörü yerleştirdik. Sonra millet yemeğini yedikten sonra çığırtkanlık yaparak, ilk gösterimizi yaptık. Toplanan kalabalık başta yaklaşık 50 kişi filan vardı. Ali Yamaç tarafından hazırlanan sunumu özgün mağaracılık müziğimiz eşliğinde sundum. Sunum yaklaşık 5 dakika sürdü ve herkes tarafından takdir gördü. Ali Yamaç'ın eline sağlık. Hemen arkasından 20 dakikalık Süha'nın hazırladığı videoyu'yu sunmaya başladığımızda yaklaşık 100 kişi olmuştu. Gayet güzel bir sunum oldu.

Devamı var ama denize gitmemiz gerekiyor..Bazı rakamlar BSU'dan

Bulgarla konuştuğumda yaklaşık 105 kişi gelmişler. Romenler 25 kişi gelmişler. Türklerden yaklaşık 50-60 kişi var tahminen..

şimdilik bu kadar.

Ender.




10 Mayıs 2009 Pazar

MAĞARALAR TURİZME NASIL KAZANDIRILMALIDIR?

TÜRKİYE TURİZM STRATEJİSİ 2023 VE MAĞARALAR III

 

MAĞARALAR TURİZME NASIL KAZANDIRILMALIDIR?

 

Bu soruyu herhangi bir mağaracıya sorarsanız, yaşanılan kötü tecrübelerden dolayı size hemen açılmasın diye bir tepki verir. Vermekte de haklıdır. Bizler mağaracılar olarak, yerin altında gördüğümüz güzellikleri, mağaraların “korunmaya muhtaç” ve “bozulduğunda geri döndürülemez” ortamlar ve güzellikler olduğunu kamuoyu’nun ve devlet’in ilgili birimlerinin farkına vardığı takdirde herkesle paylaşmak isteriz.

 

Bu yazıda tekrar hatırlatmakta fayda var. Bir mağaranın, illaki turizme kazandırılması isteniyorsa ilk yapılacak işlerin başında bilimsel araştırmalar gelmektedir.

 

Bunlardan mutlaka olması gerekenler; Jeolojik, jeomorfolojik, biyoçeşitlilik, iklim, fizibilite çalışmalarıdır.

 

Jeolojik çalışmanın amacı: Mağara’nın genellikle aktif veya fosil mağara olup olmadığı, aktif olarak içine veya içinden su çıkıyorsa, turizme açılmasında mahsur olup olmaması gibi çeşitli jeolojik faktörlere bakılır.

 

Jeomorfolojik çalışmanın amacı:

 

Biyo-çeşitlilik: Mağaralar, hem dışarıdan gelen hem de sadece mağara da yaşayan canlıları içinde barındıran ortamlardır ve genellikle endemik türleri içlerinde barındırırlar. Turizme açılacak bir mağaranın, biyo-çeşitliliğinin az olmasında fayda vardır. Bir kere yaşam ortamları bozuldu mu, birçok yeni canlı türünü keşfedemeden ve farkında olmadan yok edebiliriz.

 

İklim: Mağaranın atmosferi yine en önemli yaşamsal faktörlerden biridir. Mağaranın atmosferini bozacak bir çalışma, hem canlıların yaşamına ve hem de mağara oluşumları olumsuz etkilemesi olasıdır.

 

Fizibilite çalışması: Bir işletmeyi açmadan önce yapılan ekonomik getiri çalışmasıdır. Fizibilite çalışması, mağara açılmadan önce yapılmalıdır. Bir fizibilite yapılırken, ilgili mağarayı turizme kazandırmak için ne kadar yatırım gerektiği, alt ve üst yapı detayları, yerli veya yabancı turiste mi hitap ettiği, ulaşılabilirliği gibi çeşitli faktörleri göz önünde bulundurmak lazımdır. Sadece mağara’nın içinin güzelliği, turizme kazandırmak için yeterli kriter sayılamaz.

 

Açılacak mağaranın durumuna göre; Arkeolojik, antrepolojik ve çeşitli gaz çalışmalarıdır.

 

Bütün bu çalışmalar yapıldıktan sonra hala yapılan tetkikler mağaranın açılmasına elverişli bir zemin yaratıyorsa o zaman ikinci aşamada mağara amenajmanı gelmektedir. Bu makalede bu konuyu detaylı işleyeceğiz.

 

Amenajman

 

Mağara’da yapılan elektrik ve altyapı çalışmalarının tümüne amenajman denir. Yurtdışında ziyaret ettiğim turistik mağaralardan gördüğüm, amenajman asgari biçimde tutulmalıdır.

 

1.    MAĞARA AĞZI

 

Mağara ağzı özellikle iklimi bozmayacak şekilde olmalıdır. Uygulanan pratiklerden en makul olanı iki kapılı sistemdir. Yurtdışındaki örneklerde rehber (genelde mağaracıdır), grubu mağara ağzındaki kapıda ara bölmede toplar. Burada, mağaranın özelliklerinden ve tarihinden bahseder ve ondan sonra mağaranın ağzına monteli esas kapıdan girilir. Arabölüm ile mağara dışı ve içi atmosferi arasında bir tampon bölge vardır.

 

2.    İNSANLARIN YÜRÜYECEĞİ PATİKALAR

 

İnsanların yürüyeceği yer elveriyorsa, doğal bırakılmalıdır. Yani mağaranın kendi zemini olmasında büyük fayda vardır. Mağara ortamına sokulan her yabancı madde (beton, demir aksam v.b.) yıllar içinde ortama zarar vermektedir. İnsanların yürüyeceği yerler mutlaka belirlenmelidir ve bunun dışına çıkılması yasak olmalıdır. Yürüme parkuru, oluşumlara olabildiğince uzak olmalıdır. Özellikle insanlarımızın oluşumlara dokunup bir fatihe indirmeleri alışkanlık haline gelmiştir. Her dokunulduğunda insan elindeki yağlar oluşumlara sıvanmaya başlıyor bu da oluşumun zamanla giderek matlaşmasına ve yeşermesine sebebiyet veriyor. Bir şekilde oluşumlara yakın gitmek durumundaysa patika, oluşumları insanların ellemesinden, sürtünmesinden veya yanlışlıkla kırmalarından korumak için plastik şeffaf cam ile korunmaya alınmalıdır.

 

3.    IŞIKLANDIRMA

 

Işıklandırma, en göze batan problem alanlarından biridir. Öncelikle, bir mağara da, ışıklandırma olmamalıdır. Işıklandırma, insanların giyeceği kaskta olmalıdır. Mağarayı ziyarete gelen insanlar günlük hayatın sıkıcılığından kaçıp, değişik bir ziyaret anı yaşamak istemektedirler. Genelde sereserpe ışıklandırılmış mağaralar, tüketim toplumuna yönelik basmakalıp bir düzendir. Gelen insane hiçbir efor sarfetmeden, elini kolunu sallaya sallaya, kayıtsız bir biçimde televizyon izler gibi mağarayı dolaşmaktadır. Halbuki, mağarayı ziyaret eden kişinin kafasına takılacak kask, eline tutuşturulacak akülü/pilli kuvvetli ışık ile kendini ayrıcalıklı hissedecek ve karanlığın gizeminde bir mağaracı gibi güzelliklerin zevkine varacaktır. Edilgen değil etken olacaktır. Eh, bir de bu gibi ışıklandırma maliyeti, yatırımcı açısından daha makul olacaktır.

 

Yok illa ki, biz mağarayı aydınlatacağız diyorsanız; o zaman dikkat etmeniz gereken 3 unsur vardır.

 

v  Elektrik kabloları, mutlaka ve mutlaka gizlenmeli ve güvenli olmalıdır.

v  Işıklandırma, direk göz alacak şekilde değil, gizlenmiş olmasına ve soğuk ışık kaynağı kullanılmasına dikkat edilmelidir. Sıcak ışık kaynakları zamanla aydınlattıkları yerlerde yosun oluşumuna meydan vermektedir.

v  Işıklandırma, mutlaka ve mutlaka fasılalı olmalıdır. Rehber, mağaranın bir bölümünü gezdirirken sadece o bölümün ışığı yanmalıdır. O bölüm bittiğinde gideceği diğer bölümün ışığını yakmalı ve geride kalan bölümün ışığını söndürmelidir. Bu system hem tasarruf getirir hem de mağaranın olabildiğince doğal ortamını bozmaz. Mağaralar karanlık ortamlardır !!

 

4.    REHBER

 

Farkındaysanız, yazının başından beri, rehber deyip durmaktayım. Turizme açılmış bir mağaraya rehbersiz turist sokulmaz, sokulmaması lazım. Rehber’in yararları; Mağarayı ziyaret eden turistleri kontrol eden ve onların mağaraya zarar vermesinin önündeki en büyük engeldir. Rehber, para kazandığı mağarayı sonuna kadar korur. Rehber, adı üzerinde rehberdir. İnsanlar, başıboş “haydi gidin kendi başınıza gezin” mantığı ile mağaraya bırakılırsa, o mağaranın sadece oluşumlarına bakacaklardır ve diğer özelliklerinden “bihaber” kalacaktır. Yani, edilgen bir vaziyette, hiçbir bilgilendirme olmadan sadece televizyon seyreder gibi seyredip çıkacaklardır. Bilgilendirme olmayacak, mağara sadece tüketilecektir. Tüketilen metaalarda, kimse ben dahil koruma hissiyatına sahip olamaz çünkü tüketilecek bir malzemedir artık mağara.

 

5.    SOSYAL TESİSLER

 

Edindiğim tecrübelerden kısaca şunu söyleyebilirim. Mağaraya giriş parasından çok, mağara’nın çıkışında yemeğe ve hele hele hediyelik eşyaları güzel olan bir tesis varsa çok daha fazla parayı buralara harcıyoruz. Örnek olarak; Amerika’da özel işletilen bir mağara’ya ailecek ziyarete gittik. Mağara konglemera’da oluşmuş ve güzellik açısından bizim mağaralarla kıyaslandığında “0” kalacak bir mağara’ya adam başı 25 dolar ödedik. Mağara benim için tam bir hayal kırıklığıydı ama bayan rehberin binbir hikayesi ile biraz dayanılır hale geldi. Moralim hediyelik eşya bölümünde satılan mağara ve mağaracılıkla ilgili eşyalarla yerine geldi. Orada yaklaşık 75 dolar harcadım ve hiç gocunmadım o paraya. Kısacası, rehber ve sosyal tesisler, mağara turizmine katkı ekonomik katkı sağlayan unsurlardır, maliyet değildir.

 

 

 

Ender Usuloğlu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TURİZME AÇILMIŞ MAĞARALARDAN ÖRNEKLER

 

kapadokya-2006 127.jpg

 

Hırvatistan’da turizme açılmış bir mağara’nın kulübede grubumuzun belli bir sayıya ulaşmasını beklerken. Yaklaşık 25 dk, belli bir sayıda insanın gelmesi için bekledik. Tek başımıza mağaraya sokmuyorlardı.

 

kapadokya-2006 128.jpgkapadokya-2006 132.jpg

Belli bir sayıya ulaşan grup, rehber eşliğinde kafalarına verilen kasklar ve akülü fenerlerle mağarayı ziyaret etti.

 

MagaraGirisi1.jpgMCvisitor-center.jpg

 

Yabancı ülkelerde ki mağara girişleri..Hemen her turizme açılmış mağaranın girişinde turistlerin konaklayabileceği, alış veriş yapacağı düzgün merkezler vardır.

 

speleoturizm3.jpgspeleoturizm5.jpg

 

Mağara turizminden örnekler.

 

Fotoğraflar: Ender Usuloğlu, Dr. Selim Erdoğan

Katkıda bulunan: Dr. Selim Erdoğan

ASPEG Yayınları

http://issuu.com/aspeg